SALI SOHBETLERİ-5-: GÖKÇEN ÖZDOĞAN ENÇ -
AKPARTİ ANTALYA MİLLETVEKİLİ
Salı Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu Ak Parti Antalya Milletvekili Gökçen Enç oldu. Enç, merak edilen tüm soruları içtenlikle yanıtlarken son dönemde Antalya’yı ciddi anlmada etkisi altına alan turizmle ilgili bakanlık bazında alınan önemli kararları da açıkladı. İşte, Salı Sohbeti’nin detayları:

SALI SOHBETLERİ-5-: GÖKÇEN ÖZDOĞAN ENÇ - <br>AKPARTİ ANTALYA MİLLETVEKİLİ


DEVLET, ÜNİVERSİTE MEZUNUNA İŞBULMAK ZORUNDA DEĞİL

İletişim fakültesinden mezun bir milletvekilisiniz. Bu bağlamda baktığımızda yıllardır üzerine konuşulan ve zorunlu olması istenen Medya Okuryazarlığı dersi var. Hem İletişim Fakültesi mezunlarına istihdam yaratmak adına, hem de medyanın doğru okunması adına önemseniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Medya okuryazarlığı dersi mutlaka zorunlu olmalı. Mecliste bununla ilgili bir çalışma yapılabilir. İletişimcilerin, meclisteki iletişim mezunlarına ulaşarak bunu dile getirmesi gerekiyor. Bununla ilgili daha önce dernek kurulması gibi bir çalışma yapıldı. Bir platform oluşturulabilir bununla ilgili ama önce birleşmek gerekiyor. Lobicilik yapılması, baskı mekanizması oluşturulması gerekiyor. İletişim fakültesi mezunu milletvekillerine ulaşılması gerekiyor. Bu baskı ile birlikte bu başarılabilir. Çünkü izlediğimiz görselin, okuduğumuz gazetenin, dinlediğimiz bir radyo spotunun ne anlama geldiğini küçük yaşlardan çocuklara öğretilmesi gerekiyor. Ancak şöyle de bir durum var; devlet her üniversite mezununa iş bulmak zorunda değil. Bugün işletmeciler, iktisatçılar, mühendisler özel sektörde iş bulabiliyor. Bir de istihdamı arttırmak amacından çok, bu dersin çocukları geleceğe hazırlamak adına verilmesi gerekiyor. İkinci hedef istihdama katkı sağlamak olsun. İletişim mezunları kolay süreçten geçmiyor, bunu biliyorum. İletişimcilerin kendilerini çok iyi yetiştirmesi gerekiyor.

İSTİNAF MAHKEMELERİ’NİN ANTALYA’YA KURULMASI İÇİN TAKİPÇİ OLACAĞIM

İstinaf Mahkemeleri oluşturuluyor biliyorsunuz. Antalya’da da Asli İstinaf Mahkemesi oluşturuldu ancak İdari İstinaf Mahkemesi Konya’ya kuruluyor ve Antalya’da Konya’ya bağlanıyor. Bunun Antalya’da kurulması için bir çalışma yürütülebilir mi?

Milletvekilimiz Mustafa Köse bu konuyla ilgili ciddi bir mesai harcıyor. Hem hükümetimizin hem de Cumhurbaşkanımızın konuya bakışı ortada. Antalya’ya nasıl önem verildiğini hepimiz biliyoruz. Planlama yapılırken Türkiye’nin 7 bölgesi dikkate alındı. İş yükünün toparlanması esas alındı. Ancak şöyle bir söz de alındı, 7’nin dışında bir tane daha açılacak olursa bu Antalya’ya açılacak. Prestij anlamında evet çok önemli bir konu, dolayısıyla Antalya’ya açılması konusunda ben de olumlu düşünüyorum. Bununla ilgili çalışmalarımıza devam edeceğiz.

SGK İL BİNASINI YENİ YERİNE TAŞIYACAĞIZ

3 dönemdir milletvekilliği yapıyorsunuz. Yeni görevlendirmede Antalya’da Kültür ve Turizm, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Bilim Sanayi ve Teknoloji konularında görev üstlendiniz. Her 3 bakanla samimiyetinizin Antalya’ya değer katacağını düşünüyoruz. Ne dersiniz?

Süleyman Soylu ile birebir çalıştık daha önce. İnanılmaz çalışkan bir insandır. Enerjisine ben de şaşırıyorum. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı doğumdan önce ve ölümden sonra her kişinin ihtiyaç duyduğu bir bakanlık. Geniş bir portföyü var. Sosyal Güvenlik burada şehrin içine sıkışmış durumda. Pek çok sıkıntısı var. Yer olmadığından dolayı personel de sıkıntı yaşıyor. Onlara güzel bir bina düşünüyoruz. Birkaç yer var, şu an henüz netleşmedi. Onları taşıdığımız zaman şehrin trafiğini de rahatlatmış olacağız. Sayın Bakanımızın ve Vali Bey’in de bilgisi var. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun şu andaki yeri de bir ranta kurban gitmesin diye ben takipçisi olacağım.

TURİZMİ BÖLGESEL MARKA İLE HAREKE GEÇİRECEĞİZ

Turizmle ilgili son durumumuz nedir?

Sayın Bakanımız bu konuya çok hassas yaklaşıyor. Antalya’ya ne kazandırabiliriz noktasına bakıyoruz. Rusya ile arzu etmediğimiz şekilde gelişen bir olaylar silsilesi yaşadık. Akabinde pansuman olarak, uçaklara destek açıkladık. Biz Antalya’nın deniz-kum-güneş üçgeninden çıkarılarak bölgelere ayırıp, bu şekilde tanıtmak istiyoruz. Turizmde ezberleri bozacağız. Fotoğrafa bütün olarak bakacağız ama bölgesel bazlı destinasyonlar oluşturarak acente ve yurtdışı bazında bunları pazarlamak gerektiğini düşünüyoruz. Bölgelerin özelliklerinin ön plana çıkarılarak markalar yaratmak gerekiyor. Bununla ilgili yurtdışında tanıtım filmleri gösterilebilir. Pazar çeşitlenmesine gitme kararı da aldık. Örneğin, Türk dizileri bazı ülkelerde ciddi anlamda izleniyor. Bergüzar Korel ve Halit Ergenç Arjantin ve Arap ülkelerinde popüler. Bu iki kişiyi kullanarak Antalya’yı anlatabiliriz. Bizim acenteleri çeşitlendirmemiz gerekiyor. Türkiye’nin en ufak bir sarsıntıda olumsuz etkilenmesinin önüne geçmek gerekiyor. Türkiye için olumsuz imaj yaratılıyor. Başka yerlerdeki savaş görüntüleri Türkiye’deymiş gibi gösteriliyor. Bununla da mücadele ediyoruz. Bununla birlikte biz artık Antalya’ya yatak istemiyoruz. Genel anlamda Antalyalı otel açılmasını istemiyor. Yatak sayısı arttıkça mevcut oteller hizmet noktasında sıkıntıya düşüyor. Turizmi profesyonelleştirmek gerekiyor.

SEKTÖREL BAZDA DENGE SAĞLANMASI İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Turizmle ilgili düzenleme yapılırken sektör dengelemesi de yapılması gerekmiyor mu?

Sektör dengelemesi tabi ki gerekiyor. Turistler satış bazlı getiriliyor. Gelen turist büyük mağazalara götürülüyor. Sıkıntının temel noktalarından biri de bu. Acente diyor ki, ben turisti getiriyorum, mağazadan turist başına para istiyorum. Satış olsa da olmasa da acente mağazadan parayı alıyor. Bunun değişmesi gerekiyor. Bu sorun çözülürse kentin turizmden faydalanamadığı konusundaki sorunu da çözmüş oluruz. Türkiye’ye tekrar gelen müşteri sayısı çoğaldı. Her seferinde götürdüğünüz yerler aynı. Bunu da değiştirmek gerekiyor.

KORKMUYORUM!.. DOKUNMAYI SEVİYORUM

Kimsenin gitmediği, başka partilerin güçlü olduğu yerlere gidiyorsunuz. Bunu kendiniz mi istiyorsunuz yoksa izlediğiniz bir politika mı?

7 Haziran’daki seçim stratejimiz ile 1 Kasım’daki stratejimiz farklıydı. Ben Muratpaşa’da yaşıyorum. Oradaki sivil toplumdan tutun da yerel noktadaki unsurlara çok rahat ulaşabiliyorum. Gidiyorum, çay içiyorum, sohbet ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti dışında bizim yaşayabileceğimiz başka bir ülke yok. Konuşurken mutlaka ortak bir noktamız çıkıyoruz. Ben buna dikkat ediyorum. Antalya’nın, Türkiye’nin her yerine gidebilirim. Korkmuyorum. Aracımı kendim kullanırım mesela, şoförüm yok. Ben dokunmayı seviyorum. Sert zemin bölgelere gidince ciddi eleştirilerle karşılaşıyorum. Bu beni üzüyor. Bir milletvekili olarak gidip kendimizi anlatıyorum. İnsanların keskin ön yargılarını kırabiliyorum bu sayede. Evet, belki bana oy vermeyecek ama ben gittiğim zaman diğer seçimlerde, sonraki seçimlerde bana destek olarak geri dönebilir.

ÇAVUŞOĞLU- TÜREL- TEŞKİLATLARLA ANTALYA’NIN BİR AHENGİ VAR

Parçadan bütünü görmelerini sağlamaya çalışıyorum. Yaptıklarımın yanında yapamadıklarımı da anlatıyorum. Bu anlamda özeleştiri de yapıyorum. Yapmam gerekiyor. Her şeyi doğru yaptığımızı iddia edersek bu demokrasinin en büyük sıkıntısı olur. Türkiye’de ciddi bir muhalefet sorunu var. Bizim bir tezimiz var ama karşımızda sentezi oluşturacak bir anti tez yok. Daha çok kişiler üzerinden yürüyen bir muhalefetle karşı karşıyayız. Kısır çekişmeler üzerinden yürüyor siyaset. Bu da Türkiye’nin önünü açmıyor. Bazı CHP’li ya da MHP’li arkadaşlarımın eleştirilerine ciddi anlamda kulak veriyorum. Bundan gocunmamak gerekiyor. En iyi ve uyumlu çalışan il teşkilatı Antalya’dır n. Türkiye’de örnek gösteriliyor. Bu anlamda sadece ben değil, arkadaşlarımın hepsi bu şekilde özverili çalışıyor. Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanımız Menderes Türel de keza aynı şekilde son derece uyumlu çalışıyoruz. Antalya’da Çavuşoğlu, Türel, milletvekilleri, belediye başkanları, teşkilatımızla Antalya’nın bir ahengi var. Birlik oldukça bu yapı bozulmaz.

DOĞRU BİLDİĞİM YOLDA GİTMEYİ CUMHURBAŞKANIMDAN ÖĞRENDİM

Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Afyon’da gerçekleşen kampta, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmaması yönünde fikir belirten tek milletvekili sizsiniz. Bu fikrinizi açıkladıktan sonraki süreç nasıl gelişti?

Orada herkes fikrini söyledi. Ben de fikrimi söyledim. Ciddi şüphelerim vardı ve istemiyordum. Bir seçim daha geçirip, istediğimiz milletvekili sayısına ulaştıktan sonra gitmesinden yanaydım. “Efendim siz bu ülkedeki insanlara, bana hayal kurdurmayı öğrettiniz. Sizin bu hayalleri bir heybeye toplayıp Çankaya’ya çıkma hakkınız yok” dedim. Ciddi eleştiriler aldım. Daha sonra Sayın Cumhurbaşkanımız da hangi niyetle bunu söylediğimi anladı. Üzerine sohbet etme imkanımız da oldu. Beni ikna etmeye çalıştı. Doğru bildiğim yolda gitmeyi kendisinden öğrendiğimi söyledim.

PARTİMİN NEREDE İHTİYACI OLURSA BEN ORADAYIM

3 dönemdir milletvekilliği yapıyorsunuz ve çok genç bir milletvekiliniz. Bundan sonraki hedefiniz nedir? Bununla birlikte kadınların siyasette aktif rol oynaması için özel bir çalışmanız var mı?

Siyasete başlayanlara derler ki, bir hedefin olsun. Ne başlarken, ne ilk dönemimde ne de başka zaman dilimlerinde ‘şu koltuk benim olmalı’ diye bir hedefim olmadı. Partimin bana ihtiyacı olan her yerde olurum. Ama başka insanlara da yer açmak gerekiyor. Koltuğa yapışmamak gerekiyor. Çünkü bu koltuk babadan kalan mülk değil, vatandaşın koltuğu. Biz mücadele etmek, ülkeye katkı sağlamak için oturuyoruz bu koltukta. Bana nerede, ne konumda ihtiyaç olursa orada çalışmaya hazırım. İşin açığı 4 sene sonrası için de bir planım yok. Kadın siyasetçiler konusunda da, Antalya’nın 2 kadın milletvekili var. Ancak diğer siyasi partilerin bu konuda duyarlı olduğunu göremiyorum. Lafa gelince herkes konuşuyor ama icraata gelince kimse laflarını uygulamıyor. Seçilebilecek yerlerden kadın aday gösterseydi diğer partiler de. Bizim AK Parti olarak kadın siyasetçi sorunumuz yok! Ne Antalya’da, ne de Türkiye’de. Bu diğer partiler için bir ayıptır. Üzücü bir durum. Kadının sadece merkezi karar almada değil de yerelde de güçlenmesi gerektiğini düşünüyorum. İl Başkanlığı, Valilik, Milli Eğitim Müdürlüğü gibi… Bu yapıda kadın arkadaşlarımız var.


Tarih: 26.01.2016 09:52