ANTALYA VE DEPREM


Abdullah YALÇIN
abdullah@abmedya.com
 
 


Kaçıncı kez yazıyorum hatırlamıyorum ama yazmaya da devam edeceğim.

Antalya 2’nci ve 1’nci deprem bölgesi ve turizmin lokomotifi Antalya’nın hala Deprem Master Planı yok. Olası bir depremde insanların toplanabileceği bir alanlar yok.

Önceki gece saat 02.02’de merkez üssü Döşemaltı İlçesi olan 4.8 şiddetinde bir deprem yaşadık.

Allah’tan faylar yerin 105 kilometre altında kırıldığı için her hangi bir olumsuzluk yaşanmadı. Sadece insanlar uykusundan korkarak uyandı.

TÜİK’in 2000 yılı verilerine göre, Antalya kent merkezinde 1998 deprem yönetmeliği öncesi yapılan 120 bin yapı bulunuyor ve bu yapıların 80 binin ne durumda olduğu ise bilinmiyor.

Hele şimdi bir de vatandaşın beyanına göre ‘İmar Affı’ndan yasal hale gelecek olan yapıları da düşünürsek, 6 ve üzeri şiddetinde olası bir depremde ciddi sıkıntıların yaşanacağını işin ehli olanlar da söylüyor.

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, önceki gece yaşanan 4.8 şiddetindeki depremin bir uyarı olduğunu belirterek, “Bir musibet bin nasihatten iyidir” diyerek özellikle Büyükşehir Belediyesi’nin depremle ilgili bir an önce çalışma yapması gerektiğinin altını çizdi.

Hatırlayanlarınız olacaktır; İMO, 2 ayrı Üniversite ile işbirliği yaparak deprem ile ilgili raporları Büyükşehir Belediyesi’ne vermişti. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Menderes Türel’in ilk döneminde hazırlanan Deprem Master Planı’nın altlığını oluşturacak bu raporların hala tozlu raflarda kalması üzücü.

Bilim adamları söyler ya; İnsanları deprem değil, binalar öldürür” diye, ben bu söylemi değiştirdim ve “İnsanları deprem değil, ömrünü tamamlamış, binalar için önlem almayan kent yöneticilerin duyarsızlığı öldürür” diyorum.

Başkan Türel’in bu döneminde bazı çalışmalar yapılmış ve ilgili Meslek Odaları ile yapılan toplantılar sonunda hem Kentsel Dönüşüm konusunda hem kent merkezinin alt yapısı ve üst yapısı ile ilgili envanter çıkartılması hem de bir şekilde coğrafi bilgi sistemi oluşturulması konusunda ilkeler üzerinde anlaşılmıştı.

O çalışmalar ne aşamada elbette resmi bir açıklama yapılmadığı için bilinmiyor.

Bilinen sadece şu, Kentsel Dönüşüm ne yazık ki olası bir 6 ya da üzeri şiddetinde yerle bir olacak olan kent merkezinde değil, rant oluşturacak Kepez bölgesinde başlandı.

Antalya’nın 5 milyon yıl önce oluştuğu ileri sürülen ve bana araştırma ve inceleme dalında ödül kazandıran Falezlerle ilgili yazı dizimde bana desteğini esirgemeyen Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümü Geoteknik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Yıldırım hocam, iki yıl önce bana bir mail göndermişti. O mailde; 640 kilometre sahil şeridi bulunan Antalya’nın doğu ve batısının iki farklı deprem kuşağında olmadığını iddia ederek bilimsel bir görüş ortaya koymuştu. .

Prof. Dr. Yıldırım’ın görüşünün bir bölümünde deprem bölgeleri haritası öne çıkıyor ve şöyle diyor:

“En son 1996 yılında hazırlanmış olan ve günümüzde de esas kabul edilen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Türkiye Deprem Bölgeleri haritasında, Akdeniz doğusu yakın sahil şeridi 5. derece, diğer sahil kesimleri bu yöreden uzaklaştıkça 4'üncü, 3'üncü derece deprem bölgeleri olarak haritalanmıştır. Burada vurgulanması gereken en önemli husus 1. derece ile 5. derece esas alınarak yapılan binalarda (veya diğer sanat yapılarında) depremin büyüklüğüne göre, dayanım ve emniyet açısından son derece büyük farklılıklar oluşturmaktadır. Büyük ölçekte bir deprem meydana gelmesi durumunda ayakta kalacak, hasar görmeyecek veya çok az hasar alacak binalar, sadece1. derece deprem bölgesi şartnamelerine uygun olarak yapılan binalar olacaktır.”

Umuyorum, Antalya’nın bir deprem bölgesi olduğu bilinci ile her hangi bir üzücü olayların yaşanmaması adına gerekli planlamalar, önlemler bir an önce alınır. İMO Başkanı Balcı’nın dediği gibi “Bir musibet bin nasihatten iyidir.”



Tarih: 12.09.2018 10:12