Bugun...
Reklam
Reklam


Reklam
SALI SOHBETLERİ-67: MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU, DIŞİŞLERİ BAKANI
Salı Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu Dışişleri Bakanı ve Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu oldu. Referandum sürecini, Antalya’daki parti içi çalışmaları değerlendiren Bakan Çavuşoğlu, turizm ve ekonomide hedefleri de anlattı.

SALI SOHBETLERİ-67: MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU, DIŞİŞLERİ BAKANI
+ -

ANTALYA DEVREYE GİRİYOR

-Uluslararası bir görevdeyken bile Antalya önceliğiniz oluyor. Turizmden ekonomiye bir çok alanda sorumluluk üstleniyorsunuz. Bu durum sizin yükünüzü arttırmıyor mu?

Bu söylediklerinizi milletvekili olarak yapmam gerekiyor. Antalya milletvekili olduğum için Antalya’dan gelen her talebe bakmam lazım. Kendim yapsam da, başkası da yapsa takip etmem lazım. Orada Antalya milletvekilliği devreye giriyor.

İNTİKAM ATEŞİYLE YANMAK

İNSANI HATALARA SÜRÜKLER

-Siyasette alışık olduğumuz benim adamım olsun zihniyetiniz yok. Dün yanlış bir cümle eden bir adamı bile affediyorsunuz. Bu durumda da dedikodular çıkıyor. Bu bir siyasi taktik mi?

Dedikodular yayılıyor hep. Ama bizim kimseyle küslüğümüz yok. Kavgam da olamaz. Benim kavgam 5 dakikalık olur. Söylemek istediğimiz o 5 dakikada söylerim. 5 dakika da geçiş süreci olur. 10 dakikada unutur giderim. Kinci insan mutsuz olur. Yüzde yüz haklı olsa bile mutsuz olur. İntikam ateşiyle yanmak insanı hatalara sürükler.

KENDİNE GÜVENEN EKİPÇİLİK YAPMAZ

İkincisi kendisine güvenen insan ekipçilik yapmaz. Herkesi kucaklar. Kendisine güvenmeye kimseye de güvenmez. Korku içinde yaşar. Bir yerlere dayanarak gitmek ister. Ekibim olsun bana sahip çıksın, bürokratlar benim olsun bana sahip çıksın. Teşkilatlar benim olsun ama teşkilatların hepsi zaten benim. Ben öyle bakıyorum.

İL BAŞKANI YÖNETİME KİMİ ALAYIM DİYE SORUYOR

 Teşkilatın içinde bir grup benim olsun anlayışı çok sakattır. O kişiye de zarar verir. İl başkanımız soruyor bana var mı yönetime almak istediğiniz diye. Ben de sen çalışacaksın, sen karar vereceksin diyorum. Ben şimdi iki versem, diyecekler ki bu ikisi Çavuşoğlu’nun adamı.

ANTALYASPOR YÖNETİMİNE İSİM ÖNERİM OLDU AMA…

Antalyaspor’da şimdi bunu yapıyorlar. Oysa benden rica ettiler bir iki kişi daha buluverin yönetime adam koyalım, güçlü olsun diye. Ama siyaset değil bu Antalyaspor orada bile bunlar Çavuşoğlu’nun adamı diyorlar. Oysa benim adamım olduğu için değil Antalyaspor’a destek olsun diye yaptım. Antalyaspor’a kim faydalı olabilecekse isimleri verilir. Görüşürler. Ama olur olmaz. 10 kadar kişi söyledim olabilir diye. Bir iki tanesini aldılar. Hepsini alsın diye de bir şey olmaz. Seçenekleri sunacaksın. Başkan görüşecek, hangileriyle çalışabilecekse onarı seçecek. Yola devam edecek. İlla şunu şu nu al dersen olmaz. Ben 15 senedir Alanyaspor’a da, Antalyaspor’a elimden gelen desteği verdim. Hala da veriyorum ama bir gün olsun şu hocayla çalışacaksınız, şu oyuncuyu alacaksınız hiç demedim. Birileri baskı yapar. Başta bakanlar. Deriz ki; bu bakan benden rica edip duruyor, en azından telefon açın görüşün, ilgimiz olsun ama alıp almayacağınızın kararını siz verin. Onunda ricasının yerine getirelim derim. Ama bana deseler ki şu oyuncuyu alalım deseler. Onlar istediğinde yardımcı olurum. Eto’o’ya mesela uçağı öyle ayarladım. Hata son dakika da kriz oldu. Konuştum kendisiyle ikna oldu, geldi. Olay o yani. Kendisine güvenen insan ekipçilik yapmaz.

BAKAN OLDUM DİYE DAYATMA YAPMAM

-Bu memleket siyaset yapan insanların okul aile birliği yönetimine bile karıştığı günleri gördü. Ancak siz karışmak yerine belediye başkanı, il başkanı ve milletvekilleri ile ortak karar alıyorsunuz. Bu durum parti içindeki itaat kültüründen mi kaynaklanıyor yoksa sorumluluk paylaşımı mı?

Bizim partide büyüklere saygı var. Ama bu kuru kuruya bir hürmet olmaz. Karşılık olması lazım. İkincisi biraz önceki anlayışı biz parti içinde de sürdürüyoruz. Bakan oldum diye arkadaşlarıma bir şeyler dayatırsam belki o arkadaşlar itiraz edemez ama içinden lanet okumaya başlar. O zaman sana gerçek anlamda saygı da göstermez.

MAKAMINI KENDİ EGON İÇİN KULLANMA!

Biri bir makam sahibi ise, onu olumlu kullanması lazım. Kendi egon için kullanmaman lazım. Ne olacak? Birlikte karar alacaksınız. Sonrasında o kararın uygulanmasında siz bakan olarak devreye girip yardımcı olacaksınız. Tüm arkadaşlarımızın konularında şeyleri bakan olarak söylediğimiz zaman daha etkili oluyoruz. Biz bu şekilde milletvekilleri arasında rekabeti de engelliyoruz.

AĞZIYLA KUŞ TUTSA LİSTEYE GİRMESİ SIFIR

Arkadaşlarımıza tavsiyemiz birbirinizle yarışa girmeyin. Sorun yaratmayacaksın iki kavga etmeyeceksin. İşine bakacaksın. Sonrası takdiri ilahi. Ağzıyla kuş tutsa kavga eden insanların bir daha listeye konma ihtimali sıfır. O yüzden teşkilat üzerinden de rekabet yapmayın diyoruz. Bürokratlarla da gereksiz uğraşmayın diyoruz. Arkadaşlarda bunu anlıyorlar.

YANLIŞ YAPANIN YÜZÜNE SÖYLÜYORUZ

-Aldığınız kararlara evet deyip, arka planda iş çevirenleri de gören bir insansınız. Bunun da bir bedeli olmuyor mu?

Bizim arkadaşlarımıza baktığınız zaman bir karar aldıktan sonra sorun yaşamıyoruz. Arkadan iş çevirme falan değil. Ama bir şey olduğu zaman bunun yanlış olduğunu arkadaşların yüzüne söylüyoruz. Uyarılarımız samimi bir şekilde yapıyoruz.

TAYİN KONUSUNDA TORPİL İSTİYORLAR

-Uzun zamandır referandum için sahalardasınız. En çok karşınıza çıkan talep nedir?

Vatandaşın genellikle iş kurma konusunda torpil istiyorlar. Bir de tayin konusunda torpil istiyorlar. Sağlık konusunda başka konuda yardım isteyen olmuyor. Onun dışından vatandaşların değişik alanlarda istekleri oluyor ama en çok bu dediğim konularda oluyor. Başka öyle ciddi bir sıkıntı gelmiyor.

TÜRKİYE’DE UZLAŞI KÜLTÜRÜ YOK

-Referandum çalışmaları sırasında vatandaşa neler anlatıyorsunuz?

16 Nisan’da bir referanduma gidiyoruz. Hepimizin amacı ülkenin, Türkiye’nin daha istikrarlı olması. Seçimlerin zamanında yapılması, sistem karmaşasının olmaması, koalisyon gibi geçmişte başımıza bela olan sistemin Türkiye’ye bir faydasının olmadığını hepimiz biliyoruz. Keşke bizde uzlaşık bir ülke olsak. Koalisyonlar yürüse. 7 Haziran seçiminden sonra ne olacak? Hükümet kurulacak mı? Koalisyon olacak mı? Hangi partiler olur, olmaz gibi şeyler oluyor ama bizde maalesef uzlaşı kültürü olmadığı için geçmişteki tüm koalisyonlarda felaketlerle sonuçlandı. Demokrasilerde sistem vardır. Yürütme, yasama, yargı vardır. Demokrasilerde başka aktörlerde vardır. Medya vardır. Sivil toplum örgütleri de vardır. Hepsi vardır. Bunlar demokrasinin olmazsa olmazı. Parlamentonun görevinin net olması lazım. Fonksiyonunu yerine getirebilmesi lazım.

ADALETİN TECELLİ EDECEĞİNDEN HERKESİN EMİN OLMASI LAZIM

Demokrasilerde farklı sistemler olabilir. Parlamenter sistem pek ala hala var. İyi işleyen de var, az işleyen de var. Ama demokrasiler de parlamenter sistem var. Bu bir seçenektir. Demokrasilerde başkanlık sistemi de var. Yürütmenin başında bu sistemde başbakanın yerine bu sistemde başkan vardır. Yine aynı şekilde kabine vardır. Yine yardımcıları vardır. Hükümet vardır. Parlamento zaten var. Yargının bağımsızlığı ve kararsızlığı da çok önemli. Özellikle ülkede adaletin tecelli edeceğinden herkesin yüzde yüz emin olması lazım. Bugün maalesef bu konularda emin değiliz. Bunu açık açık söylüyoruz. Ama bununda böyle gitmemesi lazım. Mesela hükümetin yürütme bakımından görevleri net ve tek. Bizde maalesef ikili bir sistem var.

DÜNYANIN EN GÜÇLÜ LİDERİ CUMHURBAŞKANIMIZ

- Anayasa değişikliğini Ak Parti olarak istikrar için istiyorsunuz ama zaten 15 yıldır iktidar da değil misiniz?

Bugün tek başına bir iktidar var. Bu böyle gider derse sistemi düzeltmezse ileride yine bunlara yol açabiliriz. Bugün cumhurbaşkanı güçlü. Bu cumhurbaşkanı bu sisteme göre bu eğer halk seçerse en fazla bir kere daha seçebilir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan bahsediyoruz. Severiz, sevmeyiz. Oy veririz, vermeyiz. Bugün dünyanın en güçlü lideri. Arkasında bu kadar desteği olan bir lider henüz yok. Her şeye rağmen bu kadar dik durabilen bir lider de yok. O güçlü. Hem karakter olarak, yeki olarak da güçlü. Anayasaya da çok yetki verilmiş. Sorumluluk yok, hesap verme yok. O ayrı bir şey ama var, yetki var. Bugün Tayyip Erdoğan var diye yarın sistemi netleştirmezsek sıkıntı yaşarız. O yüzden Türkiye’nin istikrarı için bazı şeyleri bizim netleştirmemiz lazım. İki sistemden birini tercih etmemiz lazım. İkisi birden yürümez. Ya parlamenter sistem, ya da cumhurbaşkanlığı sistemi. Tam parlamenter sistem olur mu? Olur. Ama bunun için anayasadaki cumhurbaşkanlığına şu an verilen yetkilerin hepsinin geri alınması lazım. Hepsini… Milletin ve cumhurbaşkanının seçme yetkisinin tekrar meclise verilmesi lazım. Milletin seçtiği kişi mutlaka sorumluluğu yerine getirmesi lazım. Kim olursa olsun. Hele de ikinci defa seçilme şansı varsa mutlaka bir şeyler yapmak zorundadır. Çünkü halkın huzuruna çıktığı zaman halka ben bunu yaptım demeli. Nasıl olacak bu iş? Hem cumhurbaşkanı seçeceğiz ama yetki var. Başbakan seçeceğiz onda da yetki var. Hangisini kullanacak? Cumhurbaşkanı yarın diyebilir ki bundan sonra bakanlar kurulunu toplayacağım diyebilir. İstediği zaman yapabilir. Hem her hafta istiyorum diyebilir. Başbakanda isteyebilir. Tam parlamenter sistemi getiremiyorlar ki bu demokrasi de var. O zaman diğer seçeneğe gitmek zorundayız. Ama bu kadar basit değil. Sistemi sağlam tutabilmek için biraz önce söylediğim gibi koalisyonların artık Türkiye’de olmaması lazım. Halk koalisyonunu kuracak cumhurbaşkanını seçecek. İlk turda olmazsa, ikinci turda seçecek. Çünkü halk seçecek. Halk yetki verecek. Bu önemlidir.

BÜYÜKELÇİLERDEN TURİZM MÜŞAVİRİ GİBİ ÇALIŞMASINI İSTİYORUM

- Dışişleri Bakanı olarak uluslararası diyaloglarınızda önceliği turizme verebiliyor musunuz?

Dış borç ve buna benzer mekanizmaları hayata geçirip,  tüm bu atmak istediğimiz adımları atıyoruz. İş adamlarımızı da bir araya getirmek için çalışıyoruz. Seyahatlerimizde iş adamlarımız birlikte götürüyoruz. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve o ülkenin iş adamlarıyla yüzden fazla 150 den fazla iş adamlarımızı bir araya getirerek iş forumları düzenliyoruz. İş Konseyi mekanizmasını da birçok ülkeyle hayata geçiriyoruz ve iş adamlarımızın eş başkanlığını yaptığı bu mekanizmada gerçekten faydalı bir şekilde işliyor. Ekonomik ilişkilerimiz geliştirirken büyükelçilerimizden beklentilerimiz ve onlara talimatımız sadece bir büyükelçi olarak siyasi ve diplomasi anlamda değil, ekonomik anlamda ticaret müşaviri gibi aynı zamanda turizm müşaviri gibi çalışmalarını istiyoruz. Yurt dışında müşavirliklerimizin eksik olduğu ülkelerde bunları tamamlamak için ekonomi bakanlığımız ve ilgili bakanlıklılarla beraber çalışıyoruz.

RUSYA İLE ARAMIZDAKİ KİRİZİ ATLATTIK

-Rusya ile aramızdaki sorunlar bitti diye bilir miyiz? Bundan sonrası için neler söyleyeceksiniz?

Rusya ile krizi atlattık. Rus turistin gelmesi konusunda bir problem yok. Ukrayna ile pasaportsuz, kimlikle seyahat edebilmenin önünü açtık. Anlaşmayı imzaladık. İnşallah bunu da uyguluyoruz. Sadece kimlikle karşılıklı ziyaretleri yapabileceğiz. Ukrayna’da işi olan biri uçağa bindiği zaman pasaportu almasına gerek yok. Ukrayna’daki fabrikasını gidip görebilecek. Rusya ile de aynı başarmak üzereydik. Malum kriz oldu. Ama şimdi tekrar Rusya ile biz bu pasaportsuz kimlikle seyahatin sürecini başlatmak istiyoruz. En azından tek taraflı Rusların kimlikle ülkemize girmesini sağlamasını istiyoruz.

HEDEFİMİZ İHTİSAS OSB’LERİ KURMAK

- Turizm kadar eğitim, sağlık ve sanayide Antalya için hedefler nelerdir?

Üniversitelerimiz teşvik ediyoruz. Hem vakıf üniversitelerini hem de devlet üniversitelerini gerçekten üniversitelerimizin itibarını, başta Akdeniz Üniversitesi olmak üzere her geçen gün artıyor. Uluslararası Antalya Üniversitesi’nin öğrencileriyle bir araya geldim. Onlarla sohbet ettim. Antalyamızda İhtisas Organize Sanayi kurmak istiyoruz. Bu bakımdan Korkuteli’nin, Kumluca’nın ve Elmalı’nın talebi var. Bunları değerlendiriyoruz. Alanya bölgesinde de yine İhtisas Organize Sanayi’nin çalışmasını yapıyoruz. Manavgat’ta yatçılıkla ilgili yine ihtisas sanayi kurmak için çaba sarf ediyoruz. Bu yapılacak olan sanayi bölgesi Manavgat Çayı’nın yanında, onu biraz içeriye aldık ki dünyanın en güzel sahillerinden bir olarak heba etmeyelim. Uzmanlar bu konuda çalışma yapmışlar ama biraz eksik çalışmışlar. Bizde bu hataları düzeltiyoruz. Antalyamızın ulaşılabilir bir şehir olması için karayolu ve aynı şekilde hava yolu, inşallah ihaleye çıkaracağımız demiryolu hızlı tren projemizde gerçekleştirmek için çok çalışıyoruz. Yine bu bölgede bizleri ilgilendiren bir de tünel çalışmaları. Sizlerin ürettiği ürünlerin Türkiye’ye kolay bir şekilde iletilmesi lazım. Türkiye’ye ve gidilecek yerlere kolay ulaşılması lazım.






YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
FOTO GALERİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI