Çin Büyükelçisi Xuebin: Çin-Türkiye iş birliği parlak bir geleceğe sahiptir
ÇİN’in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, Çin ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin tesisinin 55’inci yıl dönümü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha olgun, istikrarlı ve karşılıklı faydaya dayalı yeni bir aşamaya girdiğini söyledi.
Büyükelçi Jiang Xuebin, Türkiye ile Çin arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 55’inci yıldönümü dolayısıyla yazılı açıklamada yaptı. Büyükelçi Xuebin, “Bu yıl, Çin-Türkiye diplomatik ilişkilerinin kuruluşunun 55’inci yıl dönümüdür. Konfüçyüs şöyle der; ‘İnsan elli yaşında kaderini kavrar, altmış yaşında ise söylenenleri gönül rahatlığıyla dinler.’ Bu söz, ülkeler arası ilişkiler için de geçerlidir. Çin-Türkiye ilişkileri, ‘geçici bulutların görüşü engellemesine aldırmadan’ ilerleyerek bir ‘kaderini kavrayan’ yılı geride bırakmış, daha olgun bir yeni aşamaya girmiştir. Çin ve Türkiye 1971 yılında resmen diplomatik ilişkiler kurmuş, 2010 yılında ise stratejik iş birliği ilişkisini tesis etmiştir. Halihazırda iki ülke arasındaki karşılıklı siyasi güven sürekli güçlenmekte, her alandaki iş birliği sıçramalı bir gelişme göstermektedir” dedi. Büyükelçi Xuebin, iki ülke arasındaki ticaret hacminin birkaç milyon dolardan yaklaşık 50 milyar dolara çıktığını, karşılıklı yatırımların ise 3,6 milyar dolara ulaştığını belirtti. Büyükelçi Xuebin, Türkiye’yi ziyaret eden Çinli turist sayısının eskiden sınırlı düzeyde olduğunu, şimdi ise 400 bin kişiyi aştığını belirtti. Büyükelçi Xuebin, Çin ve Anadolu uygarlıklarının birbirini tamamladığını, iki ülkenin kalkınma, barış ve uluslararası iş birliği konularında birlikte hareket ettiğini ifade etti. ‘TÜRK ŞİRKETLERİNDEN ÇİN’E BÜYÜK YATIRIMLAR’ Büyükelçi Xuebin, Çin ile Türkiye’nin ekonomik dönüşüm ve kalkınma, ulusal güçlenme ve yeniden canlanma hedeflerine gidecek kritik aşamada bulunduğunu kaydetti. Çin’in büyük potansiyele sahip devasa bir pazarla, Türk firmaları için önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Büyükelçi Xuebin, KÖKSAN Grubu’nun Jiangsu eyaletinde 700 milyon doları aşan yeşil polyester üretim yatırımı yaptığını, Sampa Otomotiv’in de ilk yurt dışı üretim tesisini yine bu eyalette kurduğunu hatırlattı. Türk fıstığı, süt ürünleri ve zeytinyağının Çin pazarına girdiğini belirten Büyükelçi Xuebin, Arzum ve LAVA gibi markaların da Çinli tüketicilerden yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Büyükelçi Xuebin, MADO ve Türk kebaplarının toplu şekilde Çin pazarına girdiğini ve fenomen bir mekân haline geldiğini belirtti. ‘ÇİNLİ ŞİRKETLERİN TÜRKİYE’YE YATIRIM İLGİSİ SÜREKLİ ARTMAKTADIR’ Büyükelçi Xuebin, Çinli şirketlerin yurt dışına açılırken Çin standartlarını ve teknolojilerini de yurtdışına taşıdığını, Türkiye’nin kalkınması ve dönüşümüne yeni bir ivme kazandırdığını söyledi. Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Projesi’nin 2’nci etabının hizmete girmesiyle Türkiye'nin yüksek hızlı tren çağının kapılarının aralandığını belirten Büyükelçi Xuebin, Türkiye’nin ilk yüksek hızlı metro hattı olan ‘Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Metro Hattı’nın halkın ulaşımına yeni ve pratik bir seçenek sunduğunu ifade etti. Aksaray ilindeki Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Tesisi’nin ise Türkiye’nin doğalgaz depolama kapasitesini önemli ölçüde artırarak enerji arzı ve güvenliğini güçlü biçimde sağladığını belirtti. Çinli şirketlerin Türkiye’ye yatırım ilgisinin sürekli arttığını vurgulayan Büyükelçi Xuebin, “Çin’in Türkiye’ye yaptığı toplam doğrudan yatırım 3,2 milyar ABD dolarını aşmıştır. Çok sayıda Çin sermayeli şirket Türkiye’nin çeşitli sektörlerinde faaliyet göstermekte, birçok istihdam yaratmanın yanı sıra sosyal sorumluluklarını da aktif biçimde yerine getirmektedir. Çin’in Türkiye’deki en büyük doğrudan yatırım projesi olan Emba Hunutlu Termik Elektrik Santrali, elektrik talebini etkili bir şekilde karşılarken, arıtılmış atık suyun tarımsal sulamada kullanılmasıyla su sorununa da çözüm sağlamıştır. 2023 yılında Türkiye’de meydana gelen şiddetli deprem sonrasında, Çinli şirketler hayatları korumak için gönüllü olarak afet bölgelerine cesurca koştu” dedi. ‘TEKSTİL SEKTÖRÜNÜN YURT DIŞI DOĞRUDAN YATIRIM STOKU 12 MİLYAR ABD DOLARINA ULAŞMIŞTIR’ Büyükelçi Xuebin, sözlerine şöyle devam etti; “Çin-Türkiye iş birliği, dalgaları yararak ilerleyen büyük bir gemi gibi yol alırken bazı risk ve zorluklarla da karşılaşabilir. Bu süreçte iletişimin güçlendirilmesi ve yanlış anlamaların giderilmesi gerekmektedir. Örneğin, şöyle bir iddia dikkatimi çekmiştir; Çin sanayisinin gelişimi, pazarı daraltıp sanayi zincirini ele geçirerek Türk şirketlerinin zarar etmesine hatta iflas etmesine yol açmıştır. Bu iddia gerçeği yansıtmamaktadır. Tekstil sektörü bunun iyi bir örneğidir. Son dönemde Türkiye tekstil sektörünün ihracatları ve pazar payında farklı oranlarda düşüşler yaşanmış, birçok firma üretim hatlarını yurt dışına taşımayı tercih etmiştir. Bazıları Çin’i suçlamaktadır. Aslında küresel talepteki zayıflama, iş gücü ve üretim maliyetlerindeki artış ile finansmana erişimde yaşanan zorluklar, sektörün daralmasının temel nedenleridir. 2010'lu yılların başlarında, genel üretim maliyetlerindeki artışla birlikte birçok uluslararası alıcı daha düşük maliyetli Güneydoğu Asya ve Güney Asya ülkelerine yönelmiştir. 2018 sonrasında ‘yakın kıyı dış kaynak kullanımı’ (Nearshoring) ve ‘dost ülkelerle dış kaynak kullanımının’ (Friendshoring) tedarik zinciri düzenlemelerinde yeni bir eğilim hâline gelmesiyle Latin Amerika, Afrika ülkeleri ve Avrupa Birliği içi ticaretin rolü artmıştır. Çin tekstil sektörü ise, çoktan faktör maliyetlerine dayalı rekabetten uzaklaşmış, küresel sanayi yapılanmasına aktif biçimde katılarak küresel tedarik zincirleri tesis etmiştir. Bugün itibarıyla sektörün yurt dışı doğrudan yatırım stoku 12 milyar ABD dolarına ulaşmıştır.” ‘ÇİN-TÜRKİYE İŞ BİRLİĞİ, TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI REKABET GÜCÜNÜ YÜKSELTMESİNE DESTEK SAĞLAMIŞTIR’ Çin-Türkiye ticaretindeki dengesizlik konusunun da sıklıkla gündeme geldiğini hatırlatan Büyükelçi Xuebin, “Aslında, Türkiye'nin Çin'den ithal ettiği ürünlerin yüzde 80'i elektronik ürünler, makine ve ekipmanlar, endüstriyel hammaddeler gibi ara mallardan oluşmaktadır. Bunlar tam da Türkiye'nin başlıca ihraç ürünleridir. Yine tekstil sektörünü örnek alalım. İplik, Türkiye’nin tekstil ihracatının yaklaşık yüzde 21’ini oluşturmaktadır. Türkiye, küresel iplik ticaretinde yüzde 3,1 paya sahip bulunmakta ve bu ipliğin büyük bir kısmı Çin’den tedarik edilmektedir. Bu durum şunu açıkça göstermektedir ki; Çin-Türkiye iş birliği, Türkiye’nin kendi kalkınmasını zayıflatmak bir yana, aksine üst ve alt sektörlerin entegrasyonunu güçlendirmiş, Türkiye imalat sanayisinin temelini sağlamlaştırmış ve ihracatını artırarak uluslararası rekabet gücünü yükseltmesine güçlü destek sağlamıştır” dedi. ‘KARŞILIKLI FAYDA VE ORTAK KAZANCA DAYALI İŞ BİRLİĞİ GERÇEKLEŞTİREBİLİRLER’ Büyükelçi Xuebin, sözlerini şöyle tamamladı: “Gelecekte, Çin yüksek kaliteli kalkınmayı kararlılıkla ilerletecek, modern bir sanayi sistemi tesis edecek, akıllılaşma, yeşil dönüşüm ve entegrasyon doğrultusunda hizmet sektörünün nitelikli ve verimli gelişimini ve dışa açılımını teşvik edecektir. Kendine özgün jeostratejik konumu ve sağlam sanayi altyapısıyla Türkiye küresel üretim ve tedarik zincirlerinde öne çıkmakta ve ‘2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’ni hızla hayata geçirmektedir. Taraflar stratejilerin entegrasyonunu güçlendirerek karşılaştırmalı üstünlüklerinden yararlanabilir. Üst ve alt sektörlerin birbirini tamamladığı, kendi güçlü yönlerini ortaya koyduğu ve aynı hedef doğrultusunda güç birliği yaptığı bir olumlu etkileşim modeli oluşturabilir. Bilim ve teknoloji ile sanayi inovasyonunun derinlemesine entegrasyonunu teşvik edilebilir, hizmet sektörü başta olmak üzere yeni iş birliği alanları keşfedebilir, üçüncü ülke pazarlarında ortak projeler geliştirebilir. Böylelikle karşılıklı adımlar atarak birbirine yakınlaşırken daha yüksek düzeyde, daha derin ve karşılıklı fayda ve ortak kazanca dayalı iş birliği gerçekleştirebilirler.”