Reklam
Reklam

"BM BİZE EN BÜYÜK KÖTÜLÜĞÜ YAPAN ÖRGÜTTÜR"

Dışişleri Eski Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Kıbrıs’ta çözüm modeli ile ilgili açıklamalarda bulundu...

"BM BİZE EN BÜYÜK KÖTÜLÜĞÜ YAPAN ÖRGÜTTÜR"

Dışişleri Eski Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Kıbrıs’ta çözüm modeli ile ilgili açıklamalarda bulundu...

27 Kasım 2019 - 15:48 - Güncelleme: 27 Kasım 2019 - 16:01

 

Dışişleri Eski Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Kıbrıs’ta çözüm modeli ile ilgili açıklamalarda bulundu...

İşte Tahsin Ertuğruloğlu’nun söylediklerinden öne çıkan notlar....

“AB ÇATISI ALTINDA İKİ AYRI DEVLET SÖYLEMİ GERÇEKÇİ DEĞİL”
“KIBRIS TÜRK HALKINI GERÇEKLEŞMEYECEK BEKLENTİYE YÖNLENDİRMEDİR”
“RUM BUNA NİYE ONAY VERSİN”
“RUM BİZİ EŞİT TOPLUM BİLE KABUL ETMEZKEN, EŞİT DEVLET DİYE Mİ KABUL EDECEK”
“YOK BÖYLE BİRŞEY”
“SİYASİ OLARAK TUTARSIZ BİR İDDİADIR”

“Hükümet programında yer alan AB çatısı altında iki ayrı devlet ifadesi yanlış. Eleştiriyorum. AB çatısı altında iki devlet söylemini asla gerçekçi bulmuyorum. Doğru değil. Kıbrıs Türk Halkını gerçekleşmeyecek bir beklentiye yönlendirme diye yorumluyorum. Benim partim bu hükümette ortaktır. Ben UBP'li olmaktan her zaman gurur duyuyorum. Çünkü UBP sadece bir parti değildir . UBP bir misyondur, inançtır, mücadeledir. O yüzden ben UBP’liyim.

Hükümet programında konulan hedef doğru bir hedef değil. Çünkü gerçekleşmesi mümkün olmayan yani AB niye böyle bir neticeyi onaylasın. AB, Kıbrıs devleti diye bir devleti aldı. Şimdi AB'den şunu mu bekliyoruz? Kardeşler biz hata yapmışız meğer Adada bir devlet daha varmış biz onu görmeden aldık. Şimdi onu da aldık. Yok öyle bir şey. Rum buna niye onay versin? AB'nin karar alabilmesi için oybirliği gerek. Rum bizi eşit toplum bile kabul etmezken eşit devlet diye mi kabul edecek ve AB çatısı altında iki ayrı devlet. Yok böyle bir şey. Anastasiadis bunu Crans-Montana’da ifade etmiş olabilir.

Ama onun ifade ettiği bizim anladığımız anlamda gerçek devlet değil. Annan Planında da bize devlet dendi ama devlet değildi aslında. Parça devlet yani otonomi yetkisi olan kurucu devlet değil. Dolayısıyla devlet sözcüğü de Kıbrıs Türk Halkını aldatmaya yönelik çok kolay kullanılan kelimedir. Siyasi olarak tutarsız bir iddiadır. O yüzden biz Anavatan ile oturup nasıl bir yeni politika gündeme gelmesinin çalışmasını yapmamız lazım”....

“KİMSE, AKINCI’YI MUTLU EDECEK YORUMLAR YAPMAMI HERHALDE BEKLEMEZ”

Cumhurbaşkanı Akıncı’yı mutlu edecek yorumlar yapmamı herhalde kimse beklemez. Ama sonuçta Sayın Akıncı kendi siyasi çıkarlarını besleyebilme adına elde ettiği neticeyi bir başarı olarak saymaktadır. Zaten açıklaması da o’dur. Kendi istediğini aldı. Bu kendi istediği Kıbrıs Türk Halkının istediği mi? yoksa Berlin neticesi Kıbrıs Türk Halkına zarar veren bir sürecin canlı tutulmasını öngörmektedir. Çünkü Crans Montana sonrasında aynı şeyleri tekrarlayarak farklı native beklemenin bir saflık olduğu kararına varmış bir Türk tarafı vardı. Ve yeni alternatiflerin masaya gelmesi gerektiğini ifade eden bir Türk tarafı vardı. Crans-Montana’dan bu mutabakatla ayrıldı Sayın Akıncı.Bizzat ben de oradaydım. Yapılan toplantıları, mutabakatları biliyorum. Ama buraya döndükten sonra çark etti. Neden çark ettiğinin benim tahminlerim var ama onlara girmem gerekli değil. Sayın Akıncı da bilir artı Sayın Akıncı’yı bilenler de bilir niye çark ettiğini”…

“2020'DEKİ SEÇİME GİDERKEN OYNADIĞI BİR OYUN VAR”
“SAYIN AKINCI AVANTAJ SAĞLAMAYA ÇALIŞIYOR”

“Şimdi teknik olarak bakarsanız Berlin görüşmesi asla arzu edilen neticeyi vermiş değil. Sayın Akıncı da ancak bunu elde edeceğini bildiği için beklentiyi yüksek tutmak istemiyorum diye giderken beyanat verdi. Nisan 2020’deki seçime giderken oynadığı bir oyun var. Kendisine avantaj sağlamaya çalışıyor.
O da şudur; özetle söylemek gerekirse 5 yıl önce Kıbrıs Türk Halkına ben geleyim bu sorunu çözeceğim sözü vererek seçildi. Tabi bunu başaramadığı ortada. Şimdi yapmaya çalıştığı çökmüş bir süreci canlı tutmaya çalışarak bu seçime giderken size verdiğim sözü yerine getirebilmem adına süreç zaten canlı bana bir şans daha verin bu defa bu işi bitireceğim propagandasını yapmak üzere bu oyunu oynuyor. Ama bu artık oyun değil.

Oyun oynanmaktan vazgeçilmesi gerekir. Ciddi bir sürece girilmesi gerekir. Cesur kararların alınacağı sürece girilmesi gerekir. Yeni şeylerin söyleneceği, yeni hedeflerin belirleneceği yeni alternatiflerin tartılıp, ölçüleceği bir sürece girilmesi gerekir”…

“SAYIN AKINCI'NIN ISRARI NEDİR”
“FEDERASYON GÖRÜŞÜLÜYOR SÜREÇLERİNDE KONFEDERASYONU YARATMAYA ÇALIŞTIK”

“Nedir Sayın Akıncı’nın ısrarı? İki toplumlu, iki bölgeli siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon. 50 yıldır federasyon görüşülüyor. Ama her zaman söylediğim gibi Rum tarafı federasyon görüşüyor gibi yapıp üniter devlet neticesini yaratmaya çalıştı ve hala daha onu yapıyor. Gerçekten Rum tarafının federasyon kurma gibi bir hedefi yoktur ve asla da olmayacaktır. Biz ise Rum’un bu politikasını bildiğimiz için federasyon görüşülüyor süreçlerinde konfederasyonu yaratmaya çalıştık. Rum'dan bağımsız da bir gelecek öngördüğümüzü dünyaya göstermemiz gerekir”…

“YAŞADIĞIMIZ TARİHİ SÜREÇTEN HİÇ BİR DERS ÇIKARMAMIŞ OLURUZ”

“İki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı federasyon. 1960 ortaklığı da fonksiyonel bir federasyondu. Siyasi eşitlik, karar alma mekanizmasına etkin katılım bol bol var idi. Garanti sistemi yok muydu. Zaten bizi kurtaran da o garanti sistemi oldu. 1963’den itibaren ne var olduğuna inandığınız siyasi eşitliğimizin bir anlamı olmadığını gördük. Ne de karar alma mekanizmasına etkin katılımımız olduğunu düşündüğümüz hakkımızın olmadığını bugüne kadar gördük. Söyleme çalıştığım şu; bu yaşadıklarımızdan sonra 2020’ye geldik hala daha Kıbrıs konusunda bir uzlaşının temel unsurunu siyasi eşitlik ve karar alma mekanizmasına etkin katılım olarak talep ederseniz yaşadığımız bu tarihi süreçten hiç bir ders çıkarmamış oluruz. Çünkü bunların kendi başına yeterli olmadığını 1963’te yaşadıklarımız ve 63’ten bugüne kadar yaşadıklarımızla öğrenmiş olmamız lazım”…

“TOPLUMLARIN EGEMENLİĞE YOKTUR”
“EGEMEN EŞİTLİK DEDİĞİM DEVLETLERİN ORTAKLIĞIDIR”
“AKINCI GİBI GÖRÜRSENİZ EGEMEN EŞİTLİK TALEP EDEMEZSİNIZ”

“Şunu öğrenmemiz lazım. Siyasi eşitlik istiyorsak egemenlik, eşitlik talep etmemiz lazım. Karar alma mekanizmasına etkin katılımımızı istiyorsak egemen eşitlik talep etmemiz lazım. Egemen eşitlik talep etmeden siyasi eşitlik ve karar alma mekanizmalarına etkin katılımı talep etmenin bir anlamı yok. Bunlar sadece Kıbrıs Türk Halkına aldatmaya yönelik talepler olarak ortada durur. Çünkü altını doldurmanız lazım. Daha önce de vardı elimizden alındı ne yaptık?

Bizim önerdiğimiz sistem öyle bir yapı kuralım ki Rum tekrardan 1963’den bugüne kadar bize yaptığını bir defa daha yapamasın. Yaptığı takdirde Kıbrıs Türk halkı merkezi idareye isyan etmiş asi bir azınlık, toplum olarak algılanmasın. Ayrı devlet statüsü ile yoluna devam etsin. Egemen eşitlik dediğim devletlerin ortaklığıdır. Yani Akıncı gibi çözümün formülünü devletlerin eşitliği değil de toplumların eşitliği olarak görürseniz o zaman egemen eşitlik talep edemezsiniz zaten. Çünkü toplumların egemenliği yoktur. Toplumların olsa olsa otonomi yetkisi vardır. Bizi otonomi yetkisi tatmin eden bir yetki değildir. Biz devlet kurmuş, devlet yaşatan ama eksiği ama yanlışı ile devlet yaşatan bir halkız. Eğer bir ortaklığa gireceksek ki girmek mecburiyetinde de değiliz benim şahsı görüşüm o'dur.Bu ortaklığa devlet statümüz ile girmemiz gerekir. KKTC olarak imza atmamız gerekir. Eğer halkımızı bilgilendirme adına söylüyorum bir anlaşma metninin altına imza açılır ya Kıbrıs Türk toplumu adına imza açılırsa bilin ki o anlaşma anlaşma değildir. O anlaşma sürdürülebilir değildir.

O anlaşmada elde ettiğimizi sandığımız bütün haklar gün gele hepsi elimizden alınacaktır hiç-birşey yapamayacağız. Çünkü egemen eşitlik temeli yoktur. Egemenliğe dayandırılmayan hiçbir hak hak değildir, kalıcı değildir, sürdürülebilir değildir”...

“VAR MI BÖYLE BİR DÜNYA”
“Egemen eşitlik talebi o kadar hayatidir ki! maalesef bugüne kadar ben Sayın Cumhurbaşkanından egemen eşitlik talep ettiğine dair tek bir kelime duymadım. Siyasi eşitlik, karar alma mekanizmasında etkin katılım güzel bunları talep etme diyen biri yok. Ama bunları elde etme olasılığı yok. Çünkü karşı taraf sizinle gerçek eşitlik temelinde bir ortaklığa, göstermelik bir federasyona bile gelmiyor. Siz onlardan nasıl siyasi eşitlik, kalıcı ortaklığın olabileceği bir anlaşmayı bekleyebilirsiniz. Rum niye bunu yapsın? Bu sorunun cevabını da birileri vermesi lazım. Rum istediğini elde etmiştir. Rum devleti Kıbrıs Cumhuriyeti diye dünyada tanınıyor. O tanınmanın kendine verdiği avantajları tek taraflı olarak kullanıyor . Kıbrıs Türkü’nü cezalandırma ve ezdirme yönünde kullanıyor. Peki niye bu Rum tek başına kullandığı avantajları azınlığı diye gördüğü Kıbrıs Türk’ü ile paylaşma gereği hissetsin. Var mı böyle bir dünya”...

“GELECEĞİMİZİ RUM'A ENDEKSLİ BİR SAYFAYA BAĞLAMAMALIYIZ”

“Hep beraber bu hayal görmeden çıkarsak, Kıbrıs Türk halkına yalan söylemekten vazgeçilirse , gerçekleşmeyecek hedefler ortaya koyarak “Biz çok çözümcüyüz, biz çok uzlaşıcı, biz çok demokratık bu görüşlerimizin tersini ifade edenler de barış düşmanı, çözüm karşıtıdır, savaş çığırtkanıdır diye politika yapmaktan vazgeçersek ve bu söylediğim realiteleri hep birlikte algılayıp o çizgide politika yapmaya başlarsak işte o zaman Kıbrıs Türk Halkının önünü açılacaktır. Gerçek anlamda açılacaktır. Şunu söylüyorum; biz geleceğimizi Rum'a endeksli bir sayfaya bağlamamamız gerekir”....

“BM BİZE EN BÜYÜK KÖTÜLÜĞÜ YAPAN ÖRGÜTTÜR”

“BM’nin bize haksızlık yaptığını önce kabul etmemiz gerekir. Yani Kıbrıs Türk halkının medet umduğu BM bize en büyük kötülüğü yapan örgüttür. Niye? Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti diye tanınmamış bir Rum devletini üye devlet olarak Genel Kurul'nda oturtuyor. Bu en büyük kötülüktür Kıbrıs Türkü’ne. En büyük haksızlıktır. Bu haksızlığa dayanarak sonradan AB'ye Rum’u üye yaptı. Öyle bir Kıbrıs Cumhuriyeti devleti var olduğu kabul edildiği sürece Kıbrıs Türkü’nün aleyhine gelişmeler devam edecektir. 50 değil 500 yıl daha oturup, görüşsek lehimize bir netice almamız söz konusu değildir. Ya bu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin içine yamalanacağız, kabul edeceğiz ya da ben artık bu oyunu oynamıyorum BM’'nin parametreleri beni mahkum eden bir oyunun parametreleridir. Bu parametrelere bağlı kaldığım sürece masa başında boşuna zamanımı harcayacağım, boşuna beklentiler içerisinde olacağım çünkü bunlarla benim aydınlık bir gelecek elde etmem söz konusu değildir. Bunu hep birlikte söylemeliyiz. Söylemeyecek olanlar utansın”...

“BUNU SÖYLEYEMEYECEK OLANLAR UTANSIN”

“Eğer bunları söylemenin kendi siyasi var olmalarının gerekçesini ortadan kaldırma olduğunu düşünerek söylemiyorlarsa doğru olduklarını bile bile “Biz bunu X parti olarak” söylersek o zaman var olma nedenimiz de ortadan kalkar diye endişe ediyorlarsa dediğim gibi bunu söylemeyecek olanlar utansın. Gerçeği görecek misin? Söyleyecek misin? Siyasi parti propagandası yapacaksın diye ulusal davayı zarara sokma hakkın yoktur. Bu devletin varlığını ayrılıkçılık olarak yorumluyorsan ve çözüm dediğin neticede bu devletin ortadan kaldırılmasını öngörüyorsan o zaman sen bu devletin makamlarına ne geliyorsun kardeşim? Niye geliyorsun?”.....

“KARAR VERİN....FIRSATÇI ZİHNİYETTİR”

“ Niye beni Rum'un pasaportunu almaya mecbur ediyorsun. Haa bunu söylediğimde de ama Rum'un pasaportu değil Kıbrıs Cumhuriyeti’nindir deniliyor. Karar verin; Kıbrıs Cumhuriyeti var ise KKTC yoktur. KKTC var ise ve yasalsa kişinin gözünde Kıbrıs Cumhuriyeti yoktur. Bu fırsatçı zihniyettir”. ..

“ZAFİYET, KIBRIS TÜRK HALKININ BAKIŞ AÇISINI YIPRATTI”

“Bugüne kadar tabi ki hatalar yapıldı. En büyük zafiyetimiz de KKTC iç siyasetinin, hükümetlerin performansının Kıbrıs Türk Halkını mutlu etmekten uzak olmasıdır. Bu zafiyet zaten Kıbrıs konusunda Kıbrıs Türk Halkının bakış açısını yıpratmıştır”.....

“HAYAL DÜNYASINDAN ÇIKALIM, REEL POLİTİKA GÖRELİM”

“İç siyasette bölünmüşlüğün teşvik edilerek Kıbrıs Türkü'nün KKTC'den ve Türkiye’den medet ummadığı başkalarından medet umduğu bir psikolojiye götürülmesi üzerinden oynanan oyun da aynen budur. Hâlâ daha da oynanıyor. Berlin operasyonu da tıpatıp budur. Dolayısıyla artık hayal dünyasından çıkalım, reel politika görelim”...

“Benim AB'den de BM'den de hiçbir beklentim olmadığını dünyaya demem lazım. BM parametreleri beni 50 yıldır uyutan, hiçbir anlamı olmayan sadece kağıt üzerinde ne güzel denilen bizim İslam İşbirliği Teşkilatı kararları gibi. KKTC’ye destek işbirliği deniliyor ama uygulamada hiçbir şey yok. BM parametreleri de aynen budur”..


YORUMLAR

  • 0 Yorum