BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİN İFADESİ AŞURE


İnsanlık tarihinde, vuku bulan olaylarla ün kazanmış önemli günler vardır. İşte o günlerden birisi de; Hz. Adem’in as cennetten yeryüzüne gönderildiği, Hz. Nuh (a.s)’ın gemisinin Cudi dağında karaya oturduğu, Hz. Musa (a.s)’ın Allah’ın cc izniyle Firavun ve ordusunu Kızıldeniz’de boğduğu, Hz. Yunus (a.s)’ın balığın karnından kurtulduğu, Hz. Yusuf (a.s)’ın kardeşlerinin attığı kuyudan çıkarıldığı rivayet olunan bu ve benzeri hadiselerin yaşandığı gün olan aşure günüdür.

Müslüman Türk toplumu olarak bugüne has aşure tatlısı pişirip dağıtma geleneğimizin yaşatıldığı bir gündür. Bir kazanda pişirilip aşure tatlısını bir araya getiren nimetler gibi, biz de bir araya gelip kardeşliğimizi pekiştirir ve tüm dünyaya kardeş olduğumuzu; bizleri parçalamaya, bölmeye ve yok etmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini ilan ettiğimiz bir gündür bugün. Ama maalesef, İslam tarihinde bizi derinden sarsan bazı üzücü olayları, yine bugün hatırlarız. Sevgili Peygamberimiz ’in (s.a.) çok sevdiği “Dünyanın iki çiçeği” ve “Cennet gençlerinin efendisi” diyerek methettiği Seyyidü’ş-Şüheda ve yine “Allahım ben onları seviyorum Sende sev” diye dua ettiği iki torunundan biri olan Hz. Hüseyin (r.a) efendimiz ve Ehli Beytten 70 kişinin, “Elhamdülillah Müslümanız” diyen kardeşleri tarafından acımasızca şehit edildiği bir gündür bugün.

Yüce Rabbimiz Hucurat Suresinin 13. Ayetinde ’de şöyle buyurmaktadırlar: “Ey insanlar! şüphesiz sizi bir erkek ve dişiden yarattık, bir araya gelip tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki, sizin Allah cc katında en değerliniz, en fazla itaat edip O’na karşı gelmekten sakınanızdır. Allah cc her şeyi hakkıyla bilip, her şeyden haber olandır” ve yine Hucurat Suresi 10. Ayetinde ise  “Mü’minler ancak ve ancak kardeştirler” sözlerinin muhatabı biz mü’minlere ayrılık ve tefrika yakışır mı? Peki ya Efendimiz sav’in: Ey insanlar Dikkat edin! Rabbiniz bir ve yine babanız da birdir. Ve yine dikkat edin! Allah’a itaat ederek yakınlaşma hariç, Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın araba; beyaz veya kırmızı tenlinin siyah tenliye, siyah tenlinin de beyaz veya kırmızı tenliye üstünlüğü yoktur.” diyen bir Peygamberin ümmeti olarak birbirimizi hor görme; ırkımızı, zenginliğimizi, makamımızı bahane ederek birbirimizle alay edip küçümsemek bize yakışır mı?

İnsanlığa ilim, kültür, medeniyet ve ahlak alanında en güzel örneklik olan Hz. Peygamber’in (s.a.) bir ümmeti ve O’nun yolundan giden mü’minler olarak şanlı İslam tarihinde, aşure günü vuku bulmuş ve geri dönüşü mümkün olmayan bu çirkin hadiseden dersler çıkarmalıyız. Fitne ve tefrikanın ümmete ve millete nelere mal olduğunu hatırdan çıkarmamalıyız. Gelin tarihe altın harflerle yazılan, Ensar ve Muhacir kardeşliği destanı gibi, bizler de bugünü, ilelebet kıyamete kadar devam edecek kardeşlik günümüz ilan edelim. Omuz omuza vererek dini mübini İslam’ı tüm dünyaya hakim kılarak, bu cennet vatanı ve kardeşliğimizi en güzel şekilde korumalıyız. Şairin dediği gibi: “Girmeden bir millete tefrika, bölünmez; toplu vurdukça yürekler top bile sindiremez.”

Bu duygu ve düşüncelerle yarınki aşure gününüzü tebrik eder, vatanımız, milletimiz ve İslam alemi için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbim’den temenni ve niyaz ederim. Rabbimiz (c.c) aşureyi meydana getiren unsurlar gibi bir araya gelmeyi, aşure gibi birbirimizle kenetlenerek kardeşçe geçinmeyi ve yine aşure gibi tatlı hatıralar bırakarak ruhumuzu teslim etmeyi cümlemize lütfeylesin.