GAZETECİLERİ SUSTURAMAZSINIZ…


Önceki gün gazeteci dostumuz “İdris Özyol’a” bir grup tarafından organize bir şekilde 3 kişi tarafından saldırıldı.
Ciddi bir yaralanma yaşayan Özyol’a yapılan bu saldırıyı nefretle kınıyorum.
Özyol, gazetecilik yaptığı için bu saldırıya maruz kaldı.”
Özyol’a yapılan bu saldırının elbette bir arka planı mevcuttur.
Gerçeğin ne olduğu savcılıkça yapılacak soruşturmadan sonra anlaşılacaktır.
Ancak yapılan bu saldırının arkasında “MHP Muratpaşa İlçe Başkanı Talu Bilgili’nin” olduğuna dair işaretlerin olduğu konuşuluyor.
Muratpaşa Belediye Meclisinin mayıs ayı toplantısı sırasında Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam yıldönümü nedeniyle anılması amacıyla meclis üyesi “Mithat Aras’ın” astığı afişe agresif bir şekilde tepki veren Talu Bilgi’nin bu tavrını yazısında eleştirdiği için bu saldırıya uğradığını İdris Özyol, hastanede anlattı bana.
Özyol’dan bu bilgiyi aldıktan sonra Ülkücü hareket ve MHP içerisinde hatırı sayılır ağırlığı olan ve halen MHP İl Başkan Yardımcılığı görevini sürdüren ve yıllardır hakkaniyetli kişiliği ile tanıdığım “Zeki Tunç’u” arayıp konu ile ilgili görüştüm.



Tunç, benim bu konuşmalarından sonra şunları söyledi.
Bir gazetecinin böyle bir saldırıyla karşı karşıya kalmasından dolayı üzgünüm. Söyledikleriniz konusunda gerekli araştırmayı yapıp kamuoyunu bilgilendireceğim” dedi.
Umuyorum ve diliyorum ki, Zeki Tunç bu sözlerinden sonra gereken hassasiyeti ve hakkaniyeti gösterir ve konu hakkında hem bizleri, hem de kamuoyunu bilgilendirir.


 
Gazetecinin kaderi değildir bu saldırılar.
Her dönem iktidardan nemalananlar, onların çirkin yüzlerini açığa çıkaran gazetecilere hep saldırmış, yaralamış ve hatta öldürmüşlerdir.
Gazeteci her dönem, iktidarın hoşlanmadığı haberleri, yorumları yazdıkça cezalandırılmış, işkencelerden geçirilmiş, zindanlara atılmış, aç bırakılmıştır.
Bu nedenledir ki kendiliğinden ya da organize bir şekilde her türlü riskin hedefindedirler…
Bugünde AK Parti iktidarının olduğu bu dönemde de yüzlerce gazeteci cezaevlerinde, binlercesi işinden atılmış, onlarcası da İdris Özyol gibi şiddete maruz kalmışlardır.
Ülkenin içinden çıkılamaz biçimde saplandığı bataklığı halka anlatmaması için iktidarın uyguladığı ilk tedbir, gazetecileri korkutmak, yıldırmak ve etkisizleştirmektir.
 
Oysa bilmiyorlar ki, mesleğinin hakkını veren, halkının sesi ve nefesi olan, her türlü yalanı, riyakârlığı, hırsızlığı, kamu malını çalanları, devleti yönetirken arkasında bıraktıkları kir izlerini korkmadan, yılmadan adeta mayın tarlasından geçercesine yazan ve haberini yapan gazeteciler;
Mahkemelere, yalnızlaştırmalara, mahkemelere, cezaevlerine, sansürlere, her türlü şiddete ve tehditlere karşı boyun eğmeden, el-etek öpmeden yüreğini ortaya koyarak mücadelesini verirler.
Siyasetin ve devlet yönetiminin bu kadar kötücüleşmesi, kirlenmesi karşısında “hakikati arayan gazeteciler;” özgürlük, barış, eşitlik, adalet ve demokrasi için kalemini yine korkmadan, yılmadan ve iktidara kiraya vermeden kullanacaktır.
 
Şunu hiç kimse unutmasın;
Hiçbir güç hakikati arayan gazetecileri susturamaz…