NOBEL ÖDÜLLERİ NEDEN TARTIŞILIYOR?


Nobel Edebiyat Ödülü’nün Avusturyalı yazar Peter Handke’ye verilmesi, birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de tepkiyle karşılandı. Cumhurbaşkanı’ndan sokaktaki insana kadar herkes, ödülün bir ‘faşist’e verilmesinin utanç verici olduğunu; Nobel ödüllerinin değerini yitirdiğini söylüyor. Bu doğru da, yeni bir olgu değil. Haydi biraz geçmişe gidelim.
* * * * *
Alfred Nobel, 1896’da öldüğünde, bir gazete “Ölüm tüccarı öldü” diye manşet atmıştı. Bunun nedeni, Nobel’in dinamiti bulmuş, böylece savaş alanlarında daha çok ölümün gerçekleşmiş olmasıydı. O bir ölüm tüccarı mıydı, tartışılır. Çünkü insanlık tarihindeki birçok buluş, iyi ve kötü arasındaki geniş yelpazede kullanılabilir. Atomun, çekirdeğini parçalamayı öğrendikten sonra, hem tıpta insanları sağaltmak, hem de savaşta topluca öldürmek için kullanılması gibi… Nobel’in buluşu da, dağları delmek için de kullanıldı, insanları öldürmek için de… Ve bu ikincisi, Nobel’in acı çekmesine, hatta buluşundan dolayı pişmanlık duymasına neden olmuştu. Bu nedenle bir vasiyet yazdı; bütün parasını kurulacak bir vakfa bırakıyordu. Vakfın geliriyle, her yıl fizik, kimya, fizyoloji/tıp bilim dallarında en büyük buluşu yapan kişiye ödül verilecekti. Bu gelirin bir bölümü, edebiyat alanında en nitelikli eserin yazarına; bir bölümü ise, “uluslararası kardeşlik, silahlanmanın azaltılması ya da ortadan kaldırılması ve barış” için en çok çalışan kişiye verilmeliydi. Böylece dünyanın en prestijli ödülü doğdu.

Ödülün verilmeye başlandığı 1901 yılından sonraki yıllarda, her ödülün, değerini hak edene verilmesi konusunda başarılı seçimler yapıldı. Ancak daha sonraki yıllarda durum değişti. Nobel Vakfı’nın bugüne kadar fizik, kimya, fizyoloji/tıp dallarında verdiği ödüllerin doğru adrese gittiği konusunda tartışma yaşanmıyor; çünkü ödül, yok denecek kadar küçük bir hata payıyla, doğru insanların ellerine veriliyor. Ancak iş barış ve edebiyat ödüllerine geldiğinde, siyasetin, ödülün belirlenmesinde, sıklıkla başrol oynadığı görülüyor.
* * * * *
Barış ödülüne aday olmuş birkaç isimle başlayalım, tezimizi doğrulamaya… Hitler, Mussolini, Stalin, George Bush, Tony Blair, Muhammed Hatemi, Colin Powell, Papa II. John Paul, Angela Merkel… Bu isimlerin her birinin neden barış kavramıyla yan yana gelemeyeceğini anlatan sayısız kitap yazıldı, daha da yazılabilir…
Peki ya ödül alanlar… Burada da durum çok vahim. Şu isimlere bakar mısınız lütfen; Jimmy Carter, Henry Kissinger, Barack Obama… Nobel’in ölüm taciri olup olmadığı tartışılır da, bu isimlerinki tartışılmaz.
* * * * *
Gelelim edebiyat ödüllerine…
Winston Churchill, Alexander Soljenitsin, M.A. Solohov, Orhan Pamuk ve Peter Handke gibi birçok isim, önemli yazarlar olsa da; ödül, onların yazarlıklarına değil, uluslararası çıkar ilişkileri ve siyasi nedenler içerisindeki rollerine verilmiştir. Bugünlerde tartıştığımız Peter Handke, tam bir Sırp ve onların soykırımla yargılanmış ve ‘Balkan kasabı’ olarak anılan liderleri Miloşeviç hayranıdır. Bu hayranlığı, öylesine çok saçmalamasına neden olmuştur ki; Saraybosna katliamında Boşnakların, “kendi kendilerini öldürdüklerini ve suçu Sırplara attıklarını” bile söyleyebilmiştir.

Dünyanın her yerinden, yazarlar, siyasetçiler, sivil toplum örgütleri, Handke’ye ödül verilmesine şiddetle tepki gösterdiler. Bu eleştiri ve tepkilere karşı Nobel Komitesi, “amaç, olağanüstü eserlerini kutlamak, kendisini değil” diye açıklama yaptı. Merak ediyorum, bu açıklamayı, birilerinin buna inanacağını sanarak mı yapıyorlar?