KADIN OLMANIN ÜSTÜNLÜĞÜ YOK ERKEKLERİN OLMADIĞI GİBİ…
Reklam
Reklam
Reklam
Ebru  KÜÇÜKAYDIN

Ebru KÜÇÜKAYDIN

KADIN OLMANIN ÜSTÜNLÜĞÜ YOK ERKEKLERİN OLMADIĞI GİBİ…

08 Mart 2018 - 09:32
Reklam

Bugün tüm haberlerde kadın teması olacak…

Kutlamalar, eğlenceler, tepkiler, anlamlı sözler, kadın hikâyeleri ve şiddet…

Kadın olmanın üstünlüğü olmadığı gibi erkek olmanın da bir üstünlüğü yok bu dünyada…

Farkımız karakterlerimiz, kültürümüz, tecrübemizdir.

Kadın olmak bir ayrıcalıktır değildir, erkek olmanın da bir ayrıcalığı olmadığı gibi…

Bırakın önce insan olalım…

Kadın, erkek, sağ, sol, inançlı, inançsız, laik, anti laik… vs. diye ayırmadan…

Doğar doğmaz başlıyoruz aslında ayrımcılığa, ötekileştirmeye…

Bakın sadece insan olmaya çalıştığımızda hayat o kadar güzelleşecek ki, yoksa biz mi istemiyoruz güzellikleri ya da sadece bize ait olması için mi savaş alanına döndürüyoruz dünyayı?

Güçlü olmak, insani değerlere sahip çıkarak hayata karşı bir duruşumuzun olması, bilgi, eğitim, tecrübeyle şekillenir insan ve dünyada bir toplu iğne kadar yer kalır. O kapladığımız yerin anlamını verelim.

Bu nedenle sadece yılımızın bir günü anılan o özel günler dediğimiz günleri çok önemsemem ben… Anneler Günü, Sevgililer Günü, Kadınlar Günü, Babalar Günü…

İnsan için değerli olan ömrünün sonuna kadar değerlidir ve onu kaybetmeden değerini bilmemiz için bu özel günleri beklemeden, sadece sevgimizle yaşama kök salmalarını sağlamalıyız. Bugün, yarın, ondan sonraki günlerin hepsi sizin…

Kadınlarınız sizin için özelse sevgi ekin…

Anneniz sizin için özelse gönlünü okşayın…

Sevgilinize her gün ‘seni seviyorum’ deyin…

Babanıza dokunun ve sımsıkı sarılın…

Yarının hesabını yapmadan yaşayın…

Farkımız karakterlerimiz, tecrübelerimiz dedim. Bilgimiz dedim, hayata katabildiğimiz üretimimiz, kattıklarımız dedim. Bu farklılarınızla var olun. Bir söz demenize gerek kalmadan insanlar zaten sizi yüreklerinde taşıyarak bir yerlere getirecektir.

Ne kadınlar olduğu için bu dünya var, ne de erkekler!

Bizler sadece yaşanacaklara vesile olanlarız…

Kendi hikayelerimizi yazarız…

Özellikle sadece kadın oldukları için milletvekili aday adayı olanlara seslenmek istiyorum…

Sadece kadın olmak siyaset yapmaya yeter mi?

Hayatınız boyunca aldığınız eğitim nedir?

Ya yaşamda edindiğiniz tecrübeleriniz?

Bir fikriniz var mı ülkenizdeki sorunlara karşı?

Bilgi birikiminizle sorunlara üretebildiğiniz çözümler nedir?

En son akrabalarınızdan kimi ziyaret ettiniz?

Örf, adet bilir misiniz?

Sosyal hayatta en son kimi dinlediniz?

Huzurevinde yalnız bir yaşlıya sarılıp, yalnızlığına ortak oldunuz mu?

Kimsesizler yurdunda yaşayan bir çocuğa anne şefkati gösterebildiniz mi?

En son kimin yerine kendinizi koyup, empati yapabildiniz?

Ne zaman kendi çıkarlarınıza ters düşse de ‘Hayır’ diyebildiniz?

Bu söylediklerimi seçim zamanlarında değil, sadece insan olduğunuz için yaptınız mı?

Kadın olmak yetmez siyaset için, erkek olmanın da yetmediği gibi…

İnsan olmak lazım önce, insan olmak…

Bir kadının kaleminden

Bazı kadınlar güçlü olmayı seçer. Seçmemiş ama mecbur kalmış olanlar da aynı özelliklere sahip olurlar ancak onların farkı, ilk buldukları limanda demir atıp diğer tarafa geçebilme potansiyelini içlerinde barındırmalarıdır. Ben limanlara uğramadan, sürekli dalgalarla boğuşup, bir türlü batmayanlardanım. Parçalanmayayım, su almayayım, batmayayım gibi bir derdim de yok üstelik. Sadece olmuyor.

Bir yolu, çözümü vardır mutlaka diye giriyorum bütün savaşlara, hepsi bu!

Yenildiğim zamanlarda da elimden kılıcımı bırakmayıp, kanayan yaralarıma rağmen, meydanı yürüyerek terk ettiğim için bana, güçlü kadın diyorlar.

Gülümsemelerimin arkasına gizlediğim yenilgilerimi, kimseye göstermeden, ders alınacak olaylar rafına koyuyorum. Tüm yaralarıma pansuman yapmayı öğrendim…

Hayatıma, şöyle bir geçerken uğrayan kimse, yüzümde tebessümden fazlasını göremiyor. Kolay mı duvarların arkasına bakabilmek?

Ben her gelenin duvarını aşabiliyor muyum ki? Güzellikleri paylaşmak kolaydır. Arkadaşlar, sevenler tüm mutlu anlarda yanınızda olabilirler. Benim için değerli olan, düştüğümde elimden kaç kişinin tutacağıdır, ona bakarım.

Tüm çukurlardan tek başına çıkabilmeyi öğrenen kadın, kadına özgü o muhteşem zarafeti biraz kaybetmiş olsa da, gerçek bir kadındır. Toprak gibi, deniz gibi durur öyle. Karşındaki adamın bunu anlayabilmesi için, gökyüzü olması, yağmur olması gerekir. Onun da erkekliğini keşfetmiş olması lazımdır. Güçlü bir kadını koluna takabilmek, ona kadınım diyebilmek için, biyolojik olarak erkek olmanın ötesinde bilgeliğe, gerçeği arayan bir merak duygusuna, keşfetme zevkine, sadece bakan değil gören bir göze sahip olması gerekir. Bu tarz adamların da sayısal olarak azlığından yola çıkarsak, söyleyebilirim ki, güçlü kadınlar aşkta mutluluğu zor yakalarlar. Garip bir sızı kalır içlerinde, ruhlarını görebilirseniz ne büyük bir gökkuşağına sahip olduklarını anlarsınız. Ancak kaç kişide o muhteşem, göz alıcı renklere bakabilecek yürek vardır ki? O yüzden, benim gibi, gecenin bir yarısında, balkonda rüzgârla aşka dair uzun sohbetler yapar güçlü kadınlar.

Çünkü güçlü kalplere ödül yalnızlıktır!