ARI GİBİ BALLI OLALIM
Reklam
Reklam
Reklam
Hülya Kılıç

Hülya Kılıç

Şimdi bak!

ARI GİBİ BALLI OLALIM

05 Nisan 2019 - 10:27
Reklam

Einstein: 'Eğer arılar ölürse sonraki yıllarda insanlar da ölür.' demiş.
 
Arılar çok uzun bir ömre sahip değillerdir, ortalama 50 gün civarı yaşarlar.
Arı gibi, ''Kısacık ömrümüzü iyi değerlendirelim.''
Bal arıları çok küçük bir beyine sahip olmalarına rağmen karmaşık şeyleri öğrenme yeteneğine sahiptirler. En iyi çiçek tozlarını günün hangi saatinde, hangi çiçeklerden alabileceklerini ve kovanlarının çevresini çok detaylı bir şekilde öğrenebilirler.
Arı gibi, ''Hayatın içindeki alanımızı iyi öğrenelim.''
Bal arıları sesleri işitmezler, hepsi sağırdır.
''Bizi rahatsız eden her şeye karşı sağır olalım. Her şeyi duymayalım..''
Nedendir bilinmez ama sadece dişi bal arıları çalışır.
''Arı gibi çalışkan olalım.''
Arıların duygularının olabileceği ve bu duygulara göre hareketlerini gerçekleştirdiği ortaya çıkarılmıştır.
''Duygularımız bizim en doğal halimiz. İnsani duygularımızı besleyelim.''
Biliyor musunuz? Avustralya Bilim Akademisi tarafından yapılan ve desteklenen araştırmalar sonucu insan yaşantısının devam etmesindeki en önemli rollerden birisi de bal arılarına verilmiş.
Dünyanın hemen hemen her yerinde insan yaşamı ve toplumlar, yüksek ölçüde karışık ve kırılgan temeller üzerine kuruludur. Bazı faktörler, yaşam kalitemizi hatta yaşamımızı düşündüğümüzden çok daha önemli ölçüde etkilemektedir. Beslenme de bir kültürdür. Dünya ülkelerinde beslenme ve damak tadı farklı farklıdır. Bu durumda bal arıları önem kazanıyor. Bal arıları polenleri taşıyarak bitkilerin döllenmesini sağlar. Eğer bitkilerde döllenme olmazsa, tükettiğimiz yiyecekler yok olurlar. Tükettiğimiz her 3 öğünden biri arılar sayesinde mümkün. Arıların polenleri taşımasıyla döllenen ve olgunlaşan meyve ve sebzeler sofralarımıza gelir. Bal arıları o kadar önemli ki eğer ölürlerse binlerce ekin de beraberinde ölür. Bu da ilerleyen yıllarda milyonlarca insanın açlık çekmesiyle sonuçlanır.
*****
Einstein'in şu lafı sıkça tekrarlanır; ''Eğer arılar ölürse sonraki yıllarda insanlar da ölür.''
Arılar, polenleme sırasında zehirli su aracılığıyla zehirle temas ediyorlar. Sıkça da bu zehiri kovana getiriyorlar. Burada biriken zehir yavaşça tüm koloniyi öldürüyor. Toksinler, arılara birçok şekilde korkunç zarar veriyor ve belki de en önemlisi arılara yol bulmayı unutturuyorlar, böylece arılar uzaklaşıp kaybolarak kovandan uzakta ölebiliyorlar. Arıların bir başka düşmanı da Varroa Desctructor. Bu canlılar, arı kovanlarında çoğalıyorlar. Dişi maytlar, pupa döneminden (arının yumurtada değişim geçirdiği evre) ve kovan arıları hücrenin üstünü kapamadan önce arının kan hücresine girip yumurtalarını larvalara yayıyorlar. Yumurtalar kırılıyor ve genç maytlar ve anneleri, gelişen arı yavrusuyla besleniyorlar.
Arıların ölümüne sebep olan başka etkenler de var. Genetik çeşitsizlik, tek tip ürün üretmek, hızlı hasat yüzünden düşük besin düzeyi, zararlı insan aktiviteleri ve diğer zararlı böcek ilaçları da çok tehlikeli. Her bir problem kendi başına arılar için büyük bir risk. Son yıllarda parazitler yüzünden bal arıları ölüyorlar. Arılar yaşam savaşını kaybederlerse bu insanlık adına tehdit demektir. Eğer bolluk içerisinde yaşamaya devam etmek istiyorsak arılar gerçek anlamda korunmalıdırlar. İnsanlık dünya ve diğer yaşam formlarıyla derin bir bağlantıya sahip, öyle değilmiş gibi davransak da durum bu. Doğanın güzelliğini korumak için değilse bile hayatta kalmak için çevremizi korumak zorundayız.
Arı gibi doğal, çalışkan, duygusal, kolay yön bulabilen , bütün duyguları tatlıya bağlayan sevgi dolu yüreklerimiz olması dileklerimle mutlu ve bal gibi tatlı günlerimiz olsun.