NEREDEN NEREYE
Reklam
Reklam
Hülya Kılıç

Hülya Kılıç

Şimdi bak!

NEREDEN NEREYE

27 Temmuz 2020 - 11:46

Medeniyetler sırasıyla gelip geçti. Kim bilir bundan yüzyıllar sonra bugünkü medeniyetler için neler söylenecek.
Birlikte yaşama bilinci mağara devrinde başladı günümüze kadar bugünkü şeklini aldı. İlk çağdaki insanlar toplu halde bulunmanın güvenilir olduğunu fark ettiler. Böylece gerek doğal olaylar gerekse yabani hayvanlardan korunmak daha kolay olacaktı. Toplu olarak avlanmak, barınmak, aynı ateşin etrafında ısınmakla küçük çapta sosyal topluluk oluşturdular. Oluşan topluluk ilk sosyal sorumluluk kavramının temellerini atmış oldular. Birlikte yaşamak giderek daha fazla önem taşımaya başladı. Konuşma dilinin şekillenmesi eğitim, sağlık, çevre bilinci ve toplum gelişimi gibi konuları destekledi. Yavaş yavaş medeniyetler oluşurken konuşma dili, yazı ve buluşlar insanların ve toplumların yararına olacak ekonomik yapı, sosyal yapı ve çevre bilinci yerini aldı. Yüzyıllar süren gelişimle insanlık mağara devrinden bugüne kadar evrilerek geldi. Öyle mi? Evet öyle...
*****
İnanç, felsefe ve bilim yeryüzü topluluklarının ihtiyaçlarına, coğrafi koşullara göre biçimlendi ve bu alanlarda bilim dalları yapılandı. İlim ve bilim,  toplumları belli bir kültür sahibi yaptı. Yeryüzü toplumları bulundukları coğrafyaya göre şekillendi ve farklılıklarda farklı kültürleri getirdi. Kıtalar, ülkeler ve insanlar.
*****
Peki; mağara devrinde yaşam koşulları daha zorken bir arada yaşamanın sağlıklı olacağını anlayabilen ve konuşma dili yokken bile anlaşabilen insanlar bugün ilim, bilim, medeniyetler, buluşlar ve iletişimin her türlü teknolojisi varken neden anlaşamıyorlar? Neden mi? Çıkarlar yön değiştirdi. İnsanların büyük çoğunluğu cahil ve sığ der gibisiniz. Evet biliyorum. İnsanların kendilerini geliştirmeleri yaşadıkları toplumun gelişmesine bağlı.  İnsanlar çevresinde oluşan sorunları görmezden gelmemeli. Birlik bilinci, kişilerin içinde yaşadığı toplumla olan bağı anlamına gelir. Kişiler toplumu, toplumlar ülkeleri oluşturur. Bu nedenle ülkelerin karakterini orada yaşayan insanların eğitim düzeyi belirler. Demek ki yeryüzü huzuru için ülkelerin birbiriyle olan bağlarının ve kültür alışverişlerinin de güçlü olması gerekir.
*****
Ülkeler arası sosyal ilişkilerin geliştirilmesi ile insanlar mutlu yaşayabilirler.  Bu durumda etkili iletişim kurulabilmesi için yapılacak çalışmalar önce karşılıklı anlayışın geliştirilmesi ile başlayacaktır. Toplumla uyumu sağlayacak olan, yöneticilerin iletişim stratejilerini geliştirmesi ve eğitim uygulamalarının topluma aktarılması sağlıklı yönetebilmenin temelini oluşturur.
*****
Ülkeler arası sosyal sorumluluğun gelişimi I. Dünya Savaşından sonra başlamıştır diyebilirim.
Özetle; Yöneticilerin felsefesinde meydana gelen değişimler ve sosyal ahlak bilincinin gelişmesi toplumsal sorumluluğun gelişmesindeki etken anlayışların temelini
oluşturur.  Mağara devrinden bugüne küçük bir anlatımda gelmeye çalıştım. Aslında bu konularda anlatılacak çok şey var kitaplara sığmaz…
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum