AK PARTİDE FATURAYI KİMLER ÖDEMELİ…
Reklam
Reklam
Mehmet TALAY

Mehmet TALAY

AK PARTİDE FATURAYI KİMLER ÖDEMELİ…

05 Nisan 2019 - 10:29

Yerel seçimin İstanbul başta olmak üzere birçok yerde hala “bitirilememiş(!)” olmasının sıkıntıları aslında AK Partinin seçim yenilgisini gizlemeye ve kentli seçmenini kaybetmemeye yönelik atraksiyonlar olduğu çok aşikârdır.
Erdoğan, her seçimde yaptığı balkon konuşmalarında takındığı “muzaffer komutan” edasından uzakta bir balkon konuşması yaptı.
Her olur/olmaz meselelerde çıkıp konuşan kişi her ne hikmetse o balkon konuşmasından sonra 5 gündür ortalıkta yok.
İmamoğlu’nun ısrarla sürece müdahil olmasını belirtmesine rağmen tık çıkmıyor Erdoğan’dan…
Çünkü o da biliyor bu seçimi kaybettiklerini.
Bu nedenle kaybı örtmeye çalışmak için alınan oyun yüzdesine ve kazanılan belediyelerin sayısına sığınmaktan başka bir şey söyleyemedi.
Oysa ifade edilen oy oranı ve kazandıkları belediyelerin sayısı gerçekte doğruları yansıtmıyor.
Çünkü CHP’nin aldığı belediyeler sayısal olarak AK Partinin kazandığı belediye sayısından az olsa da toplam nüfusun yüzde 48’ini kapsıyor.
Buna HDP’nin aldığı belediyeleri de ekleyecek olursak yaklaşık yüzde 60’ı buluyor.
 
Erdoğan’ın seçmenlerine “başarı” diye gösterdiği bir diğer mesaj ise Doğu ve Güneydoğu’da HDP’li üç ilden belediyeleri almalarını söylemesi…
Bu da yanıltıcı bir mesajdır.
Bu illerde seçimi nasıl aldıklarını araştırmacılar gayet güzel ifade ettiler zaten.
 
Gelelim bu seçim sonuçlarında AK Partinin uğradığı yenilginin faturasının kimlere kesileceğine.
  1. Erdoğan, Pazar gecesi yaptığı balkon konuşmasında yaşanan kayıplardan dolayı parti yönetiminde, yerel yöneticilerde ve bakanlar düzeyinde özeleştiri niteliğinde olacak bir değişime gideceklerini ifade etti.
Erdoğan, aslında seçimi doğrudan kendisinin yürüttüğünü unutmuş durumda.
Yaklaşık 2 ay boyunca yüzlerce miting yaptı.
İnsanlar AK Partinin yerel adaylarının ne dediğini, neler yapacağını konuşmak yerine Erdoğan’ın “beka ve terör” söylemleri ile “Bay Kemal’den başlayarak zillet, illet” boyutundaki yerel seçimlerle örtüşmeyen genel bir gündeme odaklandırıldı.
AK Partinin belediye başkan adayları ısrarla kent yaşamına dönük mesajları ve projelerini anlatmak istediler ama Erdoğan’ın genel gündeme yönelik tavrını aşamadılar…
“Erdoğan, Yerel yönetim adaylarını değil, her seçimde yaptığı gibi yine kendisini ortaya koydu.
Daha önceleri yazmıştım: Erdoğan’ın kendisini ortaya koyması, güvenoyu anlamına gelir ve bu da büyük bir risktir, demiştim.”
Erdoğan risk almayı sever ancak bu kez risk almada başarılı olamadı…
Kısacası; alınan sonuçta birinci derecede sorumlu olan Erdoğan’dır.”
Eğer bir fatura kesilecekse bu faturanın bedelini Erdoğan ödemelidir, bakanlar, Genel Merkez Yöneticileri ve yerel adaylar değil.
Antalya’da izlediğim kadarı ile AK Parti teşkilatları ve adayları seçimi kazanmak için gerekenleri azami ölçüde yapmaya çalışmışlardır.
“Ancak seçmen Menderes Türel’le Muhittin Böcek arasında değil, Erdoğan’la CHP arasında bir tercihe zorlanmıştır.”
 
  1. Erdoğan sadece CHP ve Millet İttifakı karşısında kaybetmekle kalmamış, Cumhur adıyla ittifak yaptığı MHP karşısında da kayba uğramıştır.
İttifak gereği MHP’ye bırakılan illerde AK Parti aday göstermedi ve seçmenini MHP adayına oy vermeye çağırdı.
Bu sayede MHP, almasının mümkün olmadığı illerde AK Parti seçmeninin sayesinde elde ettiği kazançla belediye sayısını artırmıştır.
Buna karşılık, AK Partinin, MHP’li seçmenin desteği ile kazandığı Balıkesir ve Bursa dışında bir tek ne büyükşehir vardır, ne de il belediyesi vardır.
AK Parti ve MHP’nin ittifak yapmadığı tek bir ilde bile MHP’nin seçimi alamamış olması bunu doğrulamaktadır.
 
  1. Seçim süreci boyunca söylemlerini oturttuğu “beka ve terör ile HDP’yi şeytanlaştırma ” konularından dolayı tek bir puan bile kazanamazken bunu kaymağını MHP yemiş, HDP’li seçmenin daha çok konsilde olmasına yol açmıştır.
Bu söylem MHP’nin birkaç il daha almasına yararken, AK Partiye oy veren mütedeyyin Kürt insanının da gönül kırıklığına yol açmıştır.