BORÇ YİĞİDİN KAMÇISI DEĞİL, KIZILCIK SOPASIDIR
Reklam
Reklam
Mehmet TALAY

Mehmet TALAY

BORÇ YİĞİDİN KAMÇISI DEĞİL, KIZILCIK SOPASIDIR

03 Ağustos 2019 - 11:09

Yıl 1854... İngiltere ile yapılan ilk anlaşmanın üzerinden 16 yıl geçiyor ve sıfır borcu olan Osmanlı ilk borcunu alıyor.
Yıllık % 6 faizli 3 milyon sterlin…
Daha sonra hazinedeki kefen parası da yenilip yutulunca daha yüksek faizli borçlanmayı sürdürürler.
Elde avuç ta ne varsa yabancı tekellere devrederler borçlarına karşılık
Yıl 1875, yani ilk borçtan 20 yıl sonra Osmanlı Devleti artık sahip olduğu bütçenin % 76' sını dış borca ayırıyor.
(Aynı günümüz Türkiye' si gibi)
Ve o dev imparatorluk borçlarının faizlerini bile ödeyemez duruma gelince KONKORTDATO ilan ederek 6 Ekim 1875' de borçlarını ödeyemeyeceğini tüm dünyaya duyurur..
Artık bu film bitmiş, borçla yaşanan safahat dönemi sona ermişti.
Alacaklı devletler hemen bir strateji geliştirdiler.
Fransa Maliye Bakanlığı Müşaviri ve aynı zamanda alacaklı devletlerin hesap komisyonu başkanı Daniel Ducoste 1889'da yazdığı kitapta yeni stratejileri için şunları yazmıştı.
 
"Şimdi Türkler hızla borçlanmaktadırlar.
Ancak yirmi beş yıl sonra Osmanlı toplumunda borçlanmaya karşı çıkacak muhalif unsurlar ortaya çıkacaktır.
İşte o zaman alacaklarımız ve faizleri tehlikeye düşecektir.
Bu yüzden Osmanlı devleti üzerinde çıkarlarımızı koruyabilecek TÜRK YÖNETİCİLERE ihtiyacımız vardır.
Ben bu YERLİ MİSYONERLERİN bizden ve bizim yapacağımız siyasi baskılardan daha etkili olacağı kanısındayım.
 Bunlar Türk halkına kendi dilleri, kendi ikna yöntemleri ile yaklaşabilirler.
Bu yerli misyonerler bir kaç yüzyıl teminat unsurlarımız olacaktır"
 
Özellikle 1950 sonrası ABD’den alınan Marshal yardımı adı altındaki borçlanmayla başlayan süreç, AK Parti Hükümetleri döneminde daha katmerleşmiş, sözüm ona İMF ile anlaşma yapmayacağız adı altında güç gösterisi yaparken İngiliz ve ABD’li lobilere ve bankalara milyarlarca dolar borçlanılmış ve bu borcun faizlerini bile ödeyemez duruma gelinmiştir.
Osmanlı nasıl ki Miri mülkiyetteki varlıklarını borçlarına karşılık yabancı alacaklılarına teslim etmişse, bugünde Varlık Fonunda biriktirilen ülkemizin en temel kurum ve kuruluşları başta İngiliz, ABD ve Katar sermayedarlarına teminat olarak gösterilerek mevcut borçlar ve faizleri döndürülmeye çalışılmaktadır.”
 
Daha önceleri yazmıştım:
Aynı hatalar yinelenmezse tarih tekerrür etmez, demiştim.
Ama ne yazık ki şimdi 150 yıl arayla tarih tekerrür ediyor.
Çünkü 150 yıl önce yapılan yanlışlıklar ve hatalar, bugün aynı şekliyle tekrar ediliyor.
Kendi kaynaklarını kurutan ve yabancı tekellere peşkeş çekerek el kapılarına dilenmeye gidenlerin sonu hiçbir zaman hayırla bitmemiştir.
Kendisi, ailesi ve yakınları için yabancıların “yerli misyoneri” olanları tarih asla affetmemiştir ve etmeyecektir de…
Artık Daniel Ducoste’nin yazdığı stratejideki yerli misyonerleri tarihin kirli sayfalarına gönderme zamanı gelmiştir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum