KENT HAKKI NEDİR…
Reklam
Reklam
Mehmet TALAY

Mehmet TALAY

KENT HAKKI NEDİR…

12 Şubat 2019 - 10:46 - Güncelleme: 12 Şubat 2019 - 10:57

Antalya Barosu öncülüğüne aralarında kurumsal bir bağ olmayan ve farklı alanlarda faaliyet gösteren katılımcılardan Antalya Kent İzleme Platformu kurulmuştu.
Geçen hafta bu platforma çağrılı olan ve alanında uzman18 kişinin sunduğu bildirilerle bir form oluşturulmuş ve bu forma katılanlar kentin doğal, ekolojik, sosyal, ekonomik, kültürel ve politik gündemine dair karar alma süreçlerine ilişkin yaşanan son 5 yılı değerlendirmişlerdi.
İki gün boyunca kendim de bu formu izlemiş ve notlar almıştım.
Ancak formda yapılan konuşmalar ve değerlendirmelerin “Sonuç Bildirgesi” başlığında bir bildirisi yayınlanınca bunu sizlerle paylaşma gereği duydum.
Bana göre; bu kenti koruyarak, kendi hayatlarını da özgürce ve kalitesini artırarak yaşamayı isteyen her kentlinin cebinde taşıması gereken bu Sonuç Bildirgesi aynen şöyle:
 
“2014-2019 yıllarında yaşanan uygulamaları kapsamak üzere sonuç bildirgesi kapsamında ayrıntılı bir şekilde sunulan bu görüş, değerlendirme ve talepler aşağıda yedi madde de özetlenmiştir:
  • Antalya, yöneticilerin, kent seçkinlerinin, sermaye sahiplerinin değil hiçbir ayrım gözetilmeksizin Antalya’da yaşayanlarındır. Kente ilişkin doğal, ekolojik, sosyal, ekonomik, kültürel ve politik konularda “Antalyalıların yerel yönetimlere katılımlarının ve taleplerinin hayata geçirilmesinin önü kapatılmamalıdır.”
  • Antalya’nın ekolojik değerleri uygulamaya geçirilmek istenen ölçekli imar faaliyetleri nedeniyle aşırı baskı altındadır. Bu baskılar, yalnız kent ekolojisi değil aynı zamanda halk sağlığı üzerinde telafisi mümkün olmayan iklim değişikliklerini de beraberinde taşıyacaktır. “Yerel yönetimler kentlinin Doğal ve Çevresel değerleriyle birlikte yaşama hakkına saygı duymalı ve onları turizm ya da rant odaklı imar faaliyetleri için metalaştırmaktan, doğal yapının da kıyımından ivedilikle vazgeçmelidirler.”
  • Antalya’da yerel yönetimlerce uygulanan plansız ve etütsüz yol, otoyol, kavşak, katlı kavşak çalışmaları kentlilerin ulaşım ve dolaşım hakkını ihlal etmektedir. Alternatif ulaşım ve dolaşım yöntemlerinin kent gündemine taşınması kritik bir öneme sahiptir. “Bu bağlamda, ücretsiz ya da asgari fiyatlandırılmış toplu taşıma hizmeti tartışılmaya açılmalı; bisiklet yol ve parkları ile kesintisiz yaya dolaşımına ilişkin planlar hayata geçirilmelidir.”
  • Yerel Yönetimler, Antalya’nın tarihsel miras alanlarını turizme dönük rant alanları olarak görmekten vazgeçmelidirler. Antalya’nın tarihsel birikimi bütün kentlilerin gelecek kuşaklara aktarmakla yükümlü oldukları ortak değerlerdir. Yerel yöneticiler, kullanma ve yenileme idealini terk ederek koruma,kayıt altına alma ve kentin ortak geçmişine ait anıları yaşatma konusunda sorumluluk sahibidirler.
  • Antalya’da gerçekleşen İmar Değişiklikleri, Kentsel Dönüşüm ve Kentsel Yenileme uygulamaları Antalyalıların planlı, sürekli yenilenmeyen, yerleşik/oturmuş, sağlıklı ve özendirici bir çevrede yaşama hakkını ihlal etmektedir.
  • Antalya’da kadınlar ve LGBTİ+ bireylerin, çocuklar, gençler ve yaşlılar ile engelli grupların farklı köken ve kültürlerin yerel yönetimlerden yeterli, eşit ve adil hizmet alma hakları ihlal edilmektedir. İstismarcı, cinsiyetçi ve ayrıştırıcı yönetim anlayışı, toplum hayatında barış içinde bir arada yaşama fikrinin gelişmesine engel olmaktadır.
  • Antalya’nın en temel sorunlarından bir diğeri de, yerel halkın büyük bir çoğunluğunun işsizlik, yoksulluk, eşitsizlik ve adaletsizliklerden derinden etkilenmekte olmalarıdır.Geçimini sağlayamayacak kadar muhtaçlar, evsizler, yerleşik veya göçmen, sokağa, açlığa terk edilen, uyuşturucu kullanımına ve suça sürüklenen insanlar, çocuklar, gençler ve kadınlar gün geçtikçe çoğalmaktadır. Gelir dağılımındaki dengesizlik, kentsel imkânlardan yararlanma bakımından yaşanan mahrumiyetler olağanüstü boyutlardadır. “Sermaye dünyasının önüne geçilemeyen beklentileri ve sınırsız kâr elde etme hırsı uğruna kentin kimliğini oluşturan doğal yapıyı, tarihi, kültürel değerlerimizi acımasızca talan eden, dışlanmışlığa ve yoksulluğa yol açan politikaları sürdürmekten başka seçenek üretemeyen yönetim anlayışlarından “kent hakkını” hayata geçirmelerini beklemek gerçekçi olmayacaktır.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum