GÜNÜMÜZ HAK İHLALİNE RAMAZAN'DA ÇÖZÜM BULMAK
Reklam
Reklam
Osman Artan

Osman Artan

GÜNÜMÜZ HAK İHLALİNE RAMAZAN'DA ÇÖZÜM BULMAK

28 Haziran 2015 - 13:57

EŞLERİN birbiri üzerindeki haklarını sadece bir tarafın bilmesi yeterli değildir. Bu hakları her iki tarafın iyice anlaması ve hayatına aktarması gerekmektedir. Bu Ramazan ikliminde son günlerde üzülerek okuduğumuz veya seyrettiğimiz bir husustan, kadınlara yönelik şiddetten bahsetmeye çalışacağız.

 

 Öncelikle şu cümleyle söze başlayalım. Şiddet kimden gelirse gelsin yanlıştır. Ana-baba çocuklarına veya çocuklar ana-babasına şiddet uyguluyorsa, kadından erkeğine veya erkekten kadınına karşı bir şiddet varsa hepsi yanlıştır. Bu hususu hepimiz bilmemiz ve bu yanlışın kul hakkı olduğunu unutmamamız gerekmektedir. Çünkü toplumumuzda şöyle bir yanlış anlayış var. "Eşimdir, ister severim ister döverim", "Çocuk benim değil mi? Severim de döverim de". Bu veya buna benzer sözlerin tamamı yanlıştır. Yaratan karşısında herkes birdir ve herkes ahrette kul hakkını ödeyecektir. Kul hakkını ödeme, eş olmak, ana-baba olmak veya çocuk olmak arasında hiçbir farklılık yoktur. Çözüm temelden başlamakla olur. Bu temel ise zihniyettir. Zihniyet değişmedikçe gerçek çözüme ulaşılamaz. Bu zihniyet değişimi ise kız çocukların toplum nazarındaki yerinin doğru bir zemine oturtulmasıyla mümkündür. Bu ölçü ise İslam Dini'nde vardır.

 

 Özellikle kadınlara yönelik şiddetin ana kaynağı olarak hep namus kavramı ön plana çıkarılmaktadır. Toplum olarak çok tehlikeli bir yanlış içersindeyiz. Erkek evladımız cinsel konuda bir hata yaptığı zaman "Erkektir yapar", "Aslan evladım", "Gençtir olur böyle şeyler" vb. gibi birçok yanlış sözler söylerken, kız evlatlarımız aynı hatayı yaptığı zaman hemen namus ön plana alınır ve kız evlada karşı çok kötü sonuçlar doğuracak davranışlar ortaya çıkar. Oysa ki ister erkek olsun ister kız olsun namus ortak bir kavram olarak her iki grubu da bağlamaktadır. Bu sebeple öncelikle düzeltmemiz gereken husus, çocuklarımıza namus kavramını en doğru şekilde öğretmek olacaktır.

 

 Her evlilik mükemmel gidecek diye bir şey mümkün değildir. Elbette sıkıntılar olabilmektedir. Bu sıkıntılara göğüs germek asıldır. Ancak evliliğin de çekilmez bir hal aldığı ve eşlerin birbirinden ayrılması mecburen gereken durumlar olabilir. Bu durumda da boşanma İslam dininin meşru gördüğü hükümlerdendir. Boşanan eşler ise birbirine saygı duymalıdır. Birkaç haftadan beri boşanan eşlerin arasında meydana gelen öldürme hadiselerini takip etmekteyiz. Bu tutum ne insani, ne de İslami'dir. İnsanlığımıza ve dinimize yakışmayan davranışlardan uzak duralım. Anneyi kabre, babayı da hapishaneye götürmekle çocukları anasız ve babasız bırakmayalım.

 

 Sonuç itibariyle hepimize düşen vazifeler var. Herkes İslam dininin koymuş olduğu ilkelere uymalı, birbirinin hakkına riayet etmelidir. Yoksa gerçek anlamda huzura ve mutluluğa ermemiz mümkün değildir. Yüce Rabbim aile hayatımıza huzur versin. Eşler arasına muhabbet nasip eylesin.

YORUMLAR

  • 0 Yorum