İMANIN BEREKETLİ MEYVESİ: HAYA
Reklam
Reklam
Osman Artan

Osman Artan

İMANIN BEREKETLİ MEYVESİ: HAYA

07 Temmuz 2015 - 09:42

SÖZLÜKTE, utanma, çekinme, ar, edep, namus, iffet, Allah korkusuyla günahtan kaçınma gibi anlamlara gelen haya kelimesi, bir ahlak terimi olarak, nefsin çirkin davranışlardan rahatsız olup onları terk etmesi, kötü bir işin yapılmasından veya iyi bir işin terk edilmesinden dolayı kişinin yüzünü kızartan sıkıntı hali gibi farklı şekillerde tanımlanmaktadır. İslam ahlak bilginleri, kelimenin çeşitli kullanımlarını da dikkate alarak hayayı çeşitli kategorilere ayırmışlardır. Allah'a karşı haya, O'nun emir ve yasaklarına uymakla olur. İnsanlara karşı haya, onlara eziyet etmemek ve yanlarında çirkin işler yapmaktan ve çirkin sözler söylemekten kaçınmakla olur. Kişinin kendine karşı hayası ise edepli olması demektir. Bu bakımdan insanın hayası, ruhu ve can damarı kadar hatta ondan daha da önemlidir. Bunun için Hz. Peygamber (S.A.S) "Her dinin bir ahlakı vardır. İslam'ın ahlakı da hayadır" buyurmuşlardır.

 

Allah'ın insanlara gönderdiği vahyi tebliğ etme ve bu çerçevede Allah'a kulluk görevlerini yaparak öğretme görevi olan Hz. Peygamber; "Şüphesiz Peygamber'de size güzel bir örnek vardır" ayeti çerçevesinde, insanlar arası ilişkilerde de uyulması gereken bir örnektir. Hz. Peygamber, görevleri arasında insan ilişkilerinin temiz ve ahaki bir temele oturtulmasının da bulunduğunu şu hadisi ile ifade etmektedir: "Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim." Üstün bir haya duygusu taşıdığı, çocukluğunda olduğu gibi yetişkinliğinde ve Peygamberlik hayatı boyunca hayadan uzak kalmadığı bildirilen Peygamberimiz (S.A.S), güzel ahlakın bir yansıması olan haya duygusu konusunda ümmetine en güzel örnek olmuştur.

 

Haya duygusu, insanın yaratılıştan sahip olduğu bir olgudur, yani fıtridir. Bazı istisnalar bir tarafa bırakılırsa, en ilkel toplumların bile bir şekilde haya duygusuna sahip oldukları bilinmektedir. Bu itibarla, farklı kültür ve milletlerde çeşitlilik arz etse de temelde, haya duygusunun insanlığın ortak değerlerinden olduğu ifade edilebilir.

 

Haya duygusu, kişilik za'fı değil, aksine erdemlilik ve fıtratın bir gereğidir. Ayrıca, kişinin davranışlarına yön vermede ve kişiliğini ortaya koymada adeta bir mihenk taşıdır. İnsanın yaratılıştan sahip olduğu bu duygunun, gelişmesinde ve davranışlara yansımasında dinin önemli bir yeri vardır. Bu inancı onun kötülüklerden uzaklaşmasında büyük bir rol oynar ki, bu da dini hayanın bir sonucudur. Genellikle utanma, sıkılma ve çekinme olarak algılanan haya, İslam bilginlerince benimsenen, Allah'ın emir ve yasaklarına aykırı davranmaktan sakınmak anlamıyla daha geniş bir anlam kazanmıştır. Bu yönüyle haya, birey vicdanına bağlı ahlaki bir özellik olarak kalmaktan öte, toplumsal huzur ve barışa da önemli katkıları olan bir haslettir.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum