KAYDET GÖNDER MEDCEZİR YAP
Reklam
Reklam
Reklam
Ali Yalçın Aşkın

Ali Yalçın Aşkın

KAYDET GÖNDER MEDCEZİR YAP

09 Kasım 2018 - 10:00
Reklam

Geçen hafta sonu, spor dünyasında meydanın kimlere kaldığı, idarenin olaylara sadece ceza kuruluna vererek ortalığı toplarım geleneğine bir kez daha şahit olduk. Aman kimse duymasın, aman bana bir şey olmasın, aman o kızmasın. Bu bozulmasın, süt yanmasın noktası ülke futbolunda milli takımda, seviyeyi oldukça düşürdü. Milli takımda prim olayı, kaza yapan milli oyuncu, kaza yerinden kaçırma, takım halinde rakip takıma vurma, çökme.

Hakemlerin VAR sisteminin altında kalması, aman UEFA, aman FİFA falan filan...

Kısaca halimiz, sporumuz çöküntü içinde...

Futbol takımlarımız, yayıncı kuruluş, federasyon, hakemler ve taraftardan  mutlu olan, hatta 'eh işteyiz bu kadar da olsun, yetsin’ diyen yok...

Olmaz da; çünkü meydanlar, gücü hep ceza olarak kullanan sisteme terk edildi. Eskiden kulüp başkanları, federasyon başkanları, spor dünyasının ve cemiyet hayatının mütevazi, çalışkan adamlarından olurdu. Başkan adayları ve yönetimler malzemeciden stattaki büfeciye, hatta  gişede biletçiye kadar  kulübün, şehrin içini bilirdi. Doğal olarak da, sevgi imparatorluğu kazanır, ceza kurullarına pek gerek kalmazdı. Naif, kibar, bilge başkanlar yerine, siyasetin paralı adamları tercih edildi.

Şimdilerde herkes tuttuğunu sallıyor, salladıkça edep seviye kalmıyor.

Mütevazi, sakin ve doğru tespitlerin yerini, gürültü patırtı ve kaba güç aldı. Avrupa’da, milli takımda başarı yok. Ampüte Milli Takımı, Angola maçında penaltılarla dünya ikincisi oldu, dünyalar bizim oldu. Başarıyı getiren nedenlere baktığımızda, sadece sevgi,  hepimize yetti.. Sevgisiz aile, toplum, ülke olmaz, sevgi şart. 

Kaba düşünce yetsin gari.

Spor, siyaset, ticaret, kaba üslupta, salladıkça düşen seviye, sevgi saygı oluyor. Aman dikkat...

Başkanların nasıl olmasını beklerimle devam edelim, yada başkanları ne bekliyor da diyelim. Kimse ışıksız, karanlık yolda gidemez, koca araba bile far olmadan düz yolu bulamıyor.

İşte tam burada Antalyaspor demeden, payitaht İstanbul ile başlayalım.

Fenerbahçe’de Ali Koç başkan, dengeleri alt üst etti. Büyük bir farkla seçimi kazandı, ancak hayalleri FB’de, gerçeklere uymadı.  Hatta en iyisini istedi ama Hollandalı maya Kadıköy sütünde tutmadı. Fikret başkanlı geçen senelerin transfer satışlarından rekor kıran Beşiktaş da mali sıkıntılar futbol olarak düşüşe sebep oldu. Sportif başarı olmayınca sıkıntı büyük. GS’de  de aynı durum geçerli, geçen seneki şampiyonluk mali anlamda nefes verdi.

Cengiz başkan,  mali genel kuruldan hala yetki alamadı, durumları vahim...

Trabzon da aynı mali durumlar, ekonomik sıkıntılar, çok  büyük sportif başarı şart... Antalyaspor’da da işler pek farklı değil, hatta aynı.

Bankaların kapısı çalınıyor ama ülkenin durumu belli, Ali Şafak Öztürk ilk döneminden kalan yanlış transfer bütçesini, alt yapı ve yatırım projeleri ile kapatmak istiyor. Zorunlu ve mantıklı bir yol olarak doğru tercih. keşke zamanında önlem alsa da med cezir yapmasaydı. Velhasıl, futbol takımlarının bu borçları ile hayalleri Paris, gerçekleri Bayburt.

Antalyaspor ilk dört takım arasında. Kasımpaşa’nın ise yedek kadrosu, as takım maliyetini yaklaşık üçe katlar.

Şimdi soruyorum kendi kendime; Gencer’e bin soru soranlar, şimdilerde neden soru sormazlar. Kapıların önünde gazetede, sosyal medyada yazanlar, neden yazmazlar?

Cihan Bulut’a sallayanlar, tutanlar nerdeler? Yada Ali Şafak Başkan neden yaptın diyenler, nerede, ne yer ne içer. Ülkemiz futbolunun sorunu işte tam burada. Galibiyet ve zaferler devam ederken, tek gerçek kazanmaktır.

Akıl mantık yada sevginin kaybettiği tek rakip, her durumda galibiyettir.

GS, Avrupa’da kazansa, FB maçı unutulur, Antalya kazansa borçlar unutulur, Trabzon şampiyon olsun, borç falan kim takar. Gerçekleri Bayburt olanların başkenti Paris olmuş, kim takar. Allah korusun, takım kaybederse hayallerim Paris, başkent olur borç ödenir, altyapıdan adam yetiştirilir, transfer yapılır, para kazanılır yada bırakır gidilir. Bayburtlu borcu öder, yatırım yapar, Parisli gelir pembe hayalleriyle gider.

Gelir, gider, gider, gelir.

Sonra gelmez, borç kalır sana…

Far diyorum, ışık diyorum, karanlık banka, borç kafa nerede diyorum, takım bizim Bayburtlu diyorum...

Anlayana... En büyük Antalya…