CORONAVİRÜS SONRASI DÜNYA
Reklam
Reklam
Derya UĞURAL

Derya UĞURAL

CORONAVİRÜS SONRASI DÜNYA

09 Nisan 2020 - 16:16

Bütün sorunlar ötelendi, hep birlikte coronavirüse odaklandık. Sadece biz değil, bütün dünya aynı durumda. Bu sorun, tabi ki aşılacak. Ortaçağ’da veba salgınıyla uğraşan insanoğlu, neyle karşı karşıya olduğunu bile bilmiyordu. 21. Yüzyıl insanı ise, gelişen bilimin sayesinde, düşmanın adını koydu ve savaş araçlarını geliştirmeye başladı bile. Bu fırtına geçecek. Peki ya sonra?..
İşte bunu konuşmamız gerekiyor. Geleceğe bakabilen herkesin ortak düşüncesi, bu pandemiden sonra dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı. Bu noktada hemfikirler, ancak kimi bizi eskisinden daha karanlık bir geleceğin beklediğini söylerken; kimileri de “her şey güzel olacak” diye düşünüyor.
* * * * * *
Bizim kuşağın karşılaştığı en büyük kriz bu. Diğer krizler gibi, ekonomik, siyasal ve toplumsal etkileri olacak. Daha net söylemek gerekirse, bildiğimiz dünya tamamen değişecek. Yeni bir dünyaya uyum sağlayabilenler ayakta kalacak sadece.
Haydi biraz soru soralım…
Hükümetlerin ve şirketlerin, teknolojiyi kullanarak hepimizi bir ölçüde izlediğini, gözlediğini ve manipüle ettiğini biliyoruz. Bu yöntem, coronavirüsle mücadelede, meşruluk kazandı ve geniş bir uygulama alanı buldu. Gerekçe çok basitti, toplumun sağlığını korumak için, her bireyin yakından izlenmesi gerekiyordu. Bunun için var olan teknolojilere, hızla yenileri eklendi. Bugün her birey yakından takip ediliyor. Beden ısısından, kimlerle ilişkide bulunduğuna, nereye gittiğine kadar tüm bilgiler, bireyler tarafından gönüllü olarak veriliyor. Goergo Orwell’in 1984 adlı romanını okuyanlar bilir, günün 24 saati gözlenmenin ne demek olduğunu. İlk sorumuz bu konuda olsun: Bugün başlayan bu ‘takip’ süreci devam ederse, bireysel alanlarımız, özgürlüklerimiz ne olacak?
Bununla bağlantılı olan ikinci soruyu da soralım: Bireyin yaşam alanının devlet lehine kısıtlanması, totaliter rejimlerin yaygınlaşmasına ve güçlenmesine yol açmaz mı?
* * * * *
Bir de ekonomik sonuçları var tabi bu krizin… Öncelikle kısa dönemli sonuçları olacak; hatta olmaya başladı bile… “Evde kalın” ve “faturalarınızı internetten ödeyin” diyen hükümet için gelsin bu konudaki ilk sorumuz: Hangi parayla? Milyonlarca işsizimiz vardı, bir haftada buna yüz binler daha eklendi. Birkaç hafta sonra, ücretsiz izin verilenler, işinden atılanlar ve gündelikçi olarak çalışıp işini kaybedenler milyonları bulacak. Onun için bir kez daha soralım hükümete: Hangi parayla?..
Bunlar kısa vadeli sonuçları virüs salgınının, bir de orta ve uzun vadede karşılaşacaklarımız var. Artık üreten, kendi kendine yeten bir ülke değiliz; samanımız bile yurt dışından geliyor. Bunları alacak paramız kalmadığında ne olacak? Ya da bir başka salgında tüm ithalat durursa, kendimiz de üretmediğimize göre, ne yiyip içeceğiz? Bütün dünya ülkeleri, bu sorunun farkında, tarım ve hayvancılık sektörünü destekliyor, kimseye muhtaç kalmayacak biçimde üretmeye çalışıyor. Ya biz?
* * * * *
Gelelim günlük sosyal ilişkilere… “Evinizde kalın, birbirinizden uzak durun” deniyor. Ya evi olmayanlar? Örneğin milyonlarca işsiz ve evsiz Suriyeli?
Toplumsal mesafeyi artırmamızın sonucu ne olacak peki? Giderek daha mı yalnızlaşacağız? Bunun psikolojik etkileri nasıl giderilecek?
Şimdi yüreğimi ürperten, düşlerime giren o en büyük soruya geliyorum. Ya yıllardır beklenen İstanbul depremi bu süreçte gerçekleşirse?.. Ne hazırlığımız var, ne yeterli maddi kaynağımız; hepsini betona gömdük.
Evet, evde kalalım, kendimizi ve sevdiklerimizi koruyalım, hayatta kalalım. Bunlar çok önemli; ancak bu fırtına dindiğinde nelerle karşılaşacağımız konusunda, sadece bizim değil, ülkeyi yönetenlerin de, hatta özellikle onların kafa yorması gerekiyor.
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum