DEVLETİN MALI DENİZ Mİ?
Reklam
Reklam
Reklam
Derya UĞURAL

Derya UĞURAL

DEVLETİN MALI DENİZ Mİ?

30 Nisan 2019 - 10:15
Reklam

Halk arasındaki bu yaygın söz, devletin gelirinin hiç bitmeyeceği inancına dayanır. Bu sözün ardına eklenen “yemeyen domuz” ifadesi ise, hemen hemen herkesin o denizde gözü olduğunu gösterir.
 
Bilinmeyenler ise; devlet malının sınırsız olmadığı ve devlet gelirlerinin çoğunluğunun, vatandaşın verdiği vergilerden oluştuğu… Yani, ‘devletin malı’ dediğimiz, aslında hepimizin her gün ödediği vergilerin toplamıdır ve sınırsız değildir. Bugün yaşanan ekonomik kriz de, bunun en güzel örneğidir. Ye ye bitmez sanılan devletin malı bitti, satılacaklar satıldı, kasalar boşaldı…
 
Nasıl mı?..
 
Hepsini bilmiyoruz ne yazık ki; ancak yerel seçimlerde bazı belediyelerin el değiştirmelerinden sonra öğrendiklerimiz bile, devlet malının nasıl bir açgözlülük ve görgüsüzlükle yendiğini ortaya koyuyor.
 
* * * * *
 
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu, “Adamlara, derneklere hizmet işi bitti” dedi. Sözü edilen ‘hizmet’in bedeli yaklaşık 850 milyon lira. Adamlar ise; yandaş dernek, vakıf, tarikat ve cemaatlerden oluşuyor. Birkaçını sayalım…
 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden en fazla ‘yardım’ alan kurum, tabi ki, mütevelli heyetinde Bilal Erdoğan’ın bulunduğu Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA).
 
Ardından Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) geliyor. Bilal Erdoğan, bu vakfın da kurucularından. Bugünkü yönetim kurulunda, Erdoğan’ın kızı ve Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın eşi Esra Albayrak da var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mevlüt Uysal da yönetim kurulunda.
 
Üçüncü sırada Türkiye Teknoloji Takımı (T3) bulunuyor. Vakfın mütevelli heyeti başkanı, Erdoğan’ın damadı olan Selçuk Bayraktar.
 
Ve liste devam ediyor…
 
Adı çocuk istismarıyla gündeme gelen ve “bir defadan bir şey olmaz” denilerek savunulan Ensar Vakfı…
 
Okçular Vakfı…
 
Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı…
 
Önder İmam Hatipliler Derneği…
 
İlim Yayma Vakfı…
 
Darulfünun Hidayet Vakfı…
 
Enderun Vakfı…
 
İşin ilginç yanı; sadece yönetime yandaş örgütlere yardım yapılmış olması. Bunun dışında başvuru yapan vakıf ve derneklerin talepleri, belediye meclisine dahi sunulmamış.
 
* * * * *
 
Bir de kayyumların artlarında bıraktıklarını görüp öğrendik seçimle…
 
Nasıl bir banyo merakı varsa, önüne gelen kendine ‘kral banyosu’ yaptırmış. Diyarbakır Belediyesi’ne atanan kayyum, kendine bir makam odası yaptırmış; arka bölümüne de, hakikaten krallara layık bir banyo! Bu işler için harcadığı para, 2 milyon liradan fazla.
 
Diyarbakır’ın Sur İlçe Belediyesi kayyumu da kendine muhteşem bir makam odası, altın renginde döşenen banyo ve tuvalet yaptırmış. Sarı şatafatın bedeli 325 bin lira!
 
Diyarbakır Yenişehir Belediyesi'ndeki kayyum, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun katıldığı bir açılış töreni için 770 bin lira harcamış. 200 bin nüfuslu bir ilçede nasıl bir açılış yaptılarsa! Tabi belediyenin parasını böylesine rahat harcayan kayyum, ardında 83 milyon lira borç bırakmış.
 
Mardin Belediyesi’ne atanan kayyumun bıraktığı borç ise 1 milyarın üzerinde. Bu para nereye harcanmış, henüz belli değil.
 
Hakkari’nin Yüksekova Belediyesi’nin borcu 680 milyon lira.
 
Listeyi uzatmayalım, özeti verelim: Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan Kamu Borç Yönetimi Raporu’na göre kayyum atanan belediyelerin hazineye borçlanması yüzde 85 artmış. Devletin 2017’de kendi verdiği rakamlara göre… Sonrasında bu rakam ne oldu bilinmiyor.
 
Bilmeyen sadece biz değiliz; kamu giderlerinin denetimini yapan Sayıştay da bilmiyor. Sayıştay’ın 2017’de hazırladığı bir rapora göre; Van’da belediyeye ait satılan ve kiralanan taşınmazların alacakları takip edilmemiş; Ağrı’da borç doğru yazılmamış, toplu taşımadan gelen paralar taşeronun hesabına geçirilmiş; Siirt’te 567 taşınmazın kaydı bulunamamış; Tunceli’de mali tablolara dair doğru bilgi verilmemiş…
 
Ve yine rapora göre, Siirt Belediyesi’ne İller Bankası’ndan gönderilen 11 milyonun 4 milyon lirası kayıp! Doğal gaz şirketinden alınan yüzde 10’luk pay da!
 
* * * * *
 
Ne demişti atalarımız; devletin malı deniz, yemeyen domuz. Yani yenen devlet mallarının bedelini, bir kez daha biz domuzlar ödeyeceğiz ne yazık ki!