YEŞİL BİR ANTALYA ÇOK MU ZOR?
Reklam
Reklam
Derya UĞURAL

Derya UĞURAL

YEŞİL BİR ANTALYA ÇOK MU ZOR?

18 Ekim 2019 - 17:04

Dün yüksek bir yerden Antalya’ya baktım, yüreğim sızladı bir kez daha. Çocukluğumun o küçük ve sevimli sahil kenti, gözümüzün önünde, kocaman bir beton yığınına dönüştü. Kent artık, kendimizi betonlar arasına gömdüğümüz dev bir toplu mezarlık gibi…
Kenti yönetenlerin sayısız ve ardı ardına gelen hataları sonucu ortaya çıktı kentin bu görüntüsü. Geriye dönüp düzeltme şansımız yok; ancak bundan sonrası için yapılabilecekleri acilen hayata geçirmek de, bu kentte yaşayan herkesin boynunun borcu.
İlk yapılması gerekenin, bu çirkin ve hızlı gidişe bir dur demek ve kontrollü büyümeyi sağlayacak adımlar atmak olduğu ortada.
Bir başkası ise, betonları yeşille sarıp sarmalamanın yolunu bulmak. Nasıl mı? Tabi ki hep birlikte…
* * * * *
Bundan 17 yıl önce içinde yaşamak için bir daire satın almıştım. Daha inşaat sürerken, belediyeden 16 adet fidan aldım ve kaldırımlara diktim. Bugün kocaman 16 ağaç onlar…
Muratpaşa Belediyesi, bir toplantıdan sonra çam fidanı dağıtmıştı. Hemen toprakla buluşturdum. Bugün öylesine güzel bir yetişkin ağaç oldu ki!
Evet, çözümün ilk adımı, bu iki örnekle başlayabilir. Öncülüğü belediyelerin yaptığı bir ağaçlandırma kampanyası…
Bir çocuk doğdu, bir fidan dikelim, onunla beraber büyüsün diye… Her çocuğun bir ağacı olsun kentte, sahiplenip büyümesini izleyebildiği…
Bir çift evlendi, haydi bir fidan…
Oğlum askere gidiyor, bir fidan daha…
Doğum günü armağanı, bir fidan…
İçimden geldi, bir fidan daha…
Neden bulmak çok kolay. Böylece, kente on binlerce ağaç dikmiş olmakla kalmaz; hepsine bir anı yükleyerek kentin yeşil hafızasını da oluşturabiliriz.
On binlerce fidan… Bulduğumuz her toprak parçasını diktiğimiz, “manzaramı kapatıyor” deyip kesmediğimiz her ağaç, Antalya’yı kısa sürede yeşile boyar.
Bunun ne faydası mı olur?
Sayısız… Ama haydi özetleyelim…
* * * * *
Gezegenimiz kötü bir sona doğru hızla ilerliyor. Küresel ısınma, bütün dünya gibi ülkemizi de derinden etkilemeye başladı bile. Bilimsel raporlar gösteriyor ki; Türkiye, küresel ısınmanın zararlı etkilerini en önce ve en şiddetli biçimde yaşayacak. Küresel ısınmaya katkıda 13. sıradayız; yani hiç de azımsanacak bir oran değil bu. Ağaçlandırma yaparak, bu olumsuz katkıyı azaltabilir; hem kendimizin hem de Dünya’nın geleceğine yaptığımız zararı azaltabiliriz.
Daha nefes alınabilir bir kent yaratır, kent halkının daha sağlıklı olmasını sağlarız. Çünkü, yetişkin bir ağaç, bir saatte 2,3 kilogram karbondioksiti alır ve 1,7 kilogram oksijen üretir. Ayrıca ağaçlar, atmosferdeki kötü koku ile amonyak, nitrojen dioksit, sülfür dioksit ve ozon gibi havayı kirleten gazları emer; kabuk ve yaprakları yoluyla havadaki partikülleri filtreler. Yani yıllardır sıkıntısını yaşadığımız hava kirliliği sorununu ciddi oranda azaltır.
Hiç aklınıza gelmeyecek bir faydası daha ağaçların: Kenti serinletirler. Yapılan çalışmalar, yeşil kentlerde ısının 12 dereceye kadar düşebildiğini ortaya koyuyor.
Elektrik tasarrufuna da neden olur ağaçlar. Ağaçlarla donatılmış bir kentte, yaz aylarında klima gideri yüzde 50 oranında azaltılabilir. Böylece, ayrıca, enerji santrallerinin neden olduğu karbon salınımını da azaltmış oluruz.
Ağaçlar sadece elektrik değil, su tasarrufu da sağlarlar. Ağaç gölgeleri, suyun buharlaşmasını yavaşlatır.
Daha çok hayvanın kentte yuva edinebilmesini sağlayan da ağaçlardır. Özellikle meşe ve çınar gibi ağaçlar…
Ağaçlandırmanın erozyonu önlediğini, zaten biliyoruz. Depremin oluşturacağı hasarı azalttığını da…
Ya çocukları ultraviyole ışınların zararlı etkisinden koruduğunu?..
Ya da ağaç gören hastaların, görmeyenlere oranlara daha çabuk iyileştiğini?...
Toplumsal şiddetin önlenmesine bile katkıda bulunduğunu?
* * * * *
Her çocuğun, her gencin, her yetişkinin eline bir fidan tutuşturalım; bakın kent birkaç yılda nasıl bambaşka bir güzelliğe bürünüyor. Öyleyse neden hala bekliyoruz?
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum