VİZESİZ AVRUPA
Reklam
Reklam
Derya UĞURAL

Derya UĞURAL

VİZESİZ AVRUPA

14 Mart 2016 - 09:43

Konu birkaç güne kapanır sanıyordum, ama baktım ki, halkımız, Avrupa’ya vize kalkması konusuyla çok yakından ilgili, ben de konuyu gündemime alayım diye düşündüm.

Avrupa merakımız, son zamanlarda dibe vurmuştu. Avrupa Birliği’nin (AB) bizi alma olasılığının, otoriter bir rejime doğru hızla ilerlerken giderek azalmasından mı; yoksa Avrupa’da yaşanan ekonomik krizden ve “AB dağılacak” iddialarının artmasından mı bilinmez, yapılan kamuoyu yoklamaları, AB’ye katılma isteğimizin giderek düştüğünü ortaya koymuştu.  

Tarihin en büyük mülteci krizlerinden birinin yaşanması, bir anda AB’yle ilişkilerimizin ısınmasına neden oldu. Avrupa ülkeleri, neredeyse yok saydıkları Türkiye’yi, ülkelerine akın akın gelen Suriyeli mültecileri görünce, gündemlerinden düşürmez oldular. AB’nin mülteci sorununun, Türkiye’siz bir çözümü olmadığını anladıkları andan itibaren de, pazarlık masasına oturdular.

* * * * *

Avrupa’nın hedefi belli; “Yoksul ve eğitimsiz mültecileri sınırlarından uzak tutmak”, bütün mültecileri değil. “Ben seçip alırsam, mülteci kabul edebilirim” ifadesi de bunu gösteriyor zaten. İşine yarayabilecekleri alacak; kalanını, Türkiye’de tutacak.

“Biraz para verelim, sizde kalsınlar; gelenleri de geri yollayalım” diyor Avrupa, Türkiye’ye. Avrupa’ya vizesiz seyahati sağlayabilecek ekonomik ve siyasi gücü olmayan Türkiye de, “vizeleri de kaldırın, anlaşalım” diyor.

‘Vize Serbestisi Diyaloğu’ ve ‘Geri Kabul Anlaşması’, uluslar arası hukukta iki farklı başlık altındayken; AB ve Türkiye arasındaki pazarlıklarda, bir arada ele alınıyor. “Mültecileri alırsan, vizeyi kaldırmayı düşünürüz” şeklindeki AB dayatmasının sonucunda, vizesiz Avrupa’nın bedeli, ne yazık ki, ölümü göze alarak Avrupa’ya ulaşmaya açılan mülteciler oluyor.

Evet, konunun öncelikle ele alınması gereken böylesine önemli bir insani boyutu var. Avrupa’ya ulaşmak için Ege sularında sevdiklerini kaybeden, aylarca yürüyen, Avrupalı polisin baskı ve zulmüyle karşılaşan insanlar üzerinden yürütülüyor pazarlıklar. Onlar, sadece Avrupa standartlarına ulaşmak için çıkmadılar ülkemizden; aynı zamanda, Suriye’yle geri kabul anlaşması olan Türkiye’nin, kendilerini savaşın kucağına yeniden atabilme olasılığından kurtulmak istediler. Ve şimdi, pazarlık masasında, onların yeniden Türkiye’ye gönderilmeleri var. Bin bir zorlukla, ölümü göze alarak ve son kuruşlarına kadar tüm paralarını insan kaçakçılarına vererek geçtikleri Ege’den; bu kez, gemilere ‘esirler’ gibi doldurulmuş olarak geçecekler.

* * * * *

Pazarlıklar sonuç verdi diyelim, milyonlarca insan Türkiye sınırından içeri girdi; ya sonra?..

Kabul edelim; insan gibi bakamıyoruz mültecilere. Çok söze gerek yok; trafik lambalarında ayaklarında ucuz terliklerle dilenen kadınlara, parklarda yatıp kalkan çocuklara bakın. Avrupa’dan milyonlarcası daha gelince, ülke kocaman bir mülteci kampına dönüşünce, ne olacak bu insanların hali? Nerede kalacak, ne yiyip içecek, nerede okuyacak, nerede tedavi edilecekler?

Diyelim ki, Avrupa’nın verdiği üç kuruş parayla, biraz daha iyi yaşam şartları oluşturduk onlar için. Ya bizim insanımız? Ekonomik krizin tam göbeğinde yaşayan, yoksullukla ve jet hızıyla artan işsizlikle mücadele eden halkımız; ülke dışından gelen, işini elinden alan, zor bulduğu ekmeğini paylaşmak zorunda kalacağı mültecilere nasıl bakacak? Kendisine haksızlık yapıldığı inancı, bir sosyal soruna, hatta zaman zaman şiddet içeren patlamalara dönüşmeyecek mi?

Bir başka sorun da; gelecek olanların sadece savaştan kaçan siviller değil; aynı zamanda, aralarına karışacak terörist ya da suçlu olabileceği gerçeği… Bu sorun, mülteciler doğru dürüst bir inceleme yapılmadan ülkeye alınırken, nasıl çözülecek?

* * * * *

‘Vizesiz Avrupa’ başlığı altında insanların yorumlarını okuyunca, ne yazık ki, büyük çoğunluğun, bu gerçekleri görmezden geldiği ve sadece kendisini kurtarma çabası içerisinde olduğunu görüyorum. Evet evet, sanılanın aksine, amaç, iki Avrupa kenti görmek değil. Özellikle gençler, Avrupa’ya gitmenin ve bir daha geri dönmemenin, kendi deyimleriyle “bu ülkeden kurtulmanın” yolunu bulmak istiyorlar. Böylesi bir ‘hayal’ kuranlara kötü haberim var; Geri Kabul Anlaşması, bu tür durumlar için imzalanıyor. Avrupa, üç aydan fazla kalanları, yaka paça ülkesine geri gönderebilecek.

Üstelik, Avrupa’ya vizenin falan kalktığı, pasaportu kaptığımız gibi yollara düşebildiğimiz de yok; sadece işlemler kolaylaştırılacak, istenilen belgeler ve vize ücreti azaltılacak. Ayrıca, ilk aşamada, bu kolaylık, sadece, sanatçı, bilim insanı, işadamı, gazeteci gibi belli meslek gruplarına sağlanacak. Sonrası belli değil.

* * * * *

Bütün bu karmaşık ilişkilerin içerisinde, oldukça dikkat çeken bir konu var: Suriye ya da Türkiye vatandaşı olsun, herkes, “bu ülkeden kaçıp kurtulmanın” hesabını yapıyor. Bu durumu anlamak için sorulacak “neden” sorusunun yanıtları, bütün pazarlıkları gereksiz kılacak çözümün de anahtarı aslında.

YORUMLAR

  • 0 Yorum