SATMAK İHANET, AFFETMEK MARİFETTİR!
Reklam
Reklam
Ayla ÇEKİÇ

Ayla ÇEKİÇ

SATMAK İHANET, AFFETMEK MARİFETTİR!

30 Temmuz 2019 - 09:43

Satmayı sevmem, satılmayı ise sevsem de sevmesem de fazlası ile deneyimledim diyebilirim.

Satmak ihanettir, hainlerin işidir…

Kendi menfaati uğruna, kazanç uğruna satma becerisini günümüzde, başarılı iş adamı olma ile özdeşleştirmiş olsalar da bana göre bu bir başarı değildir!

İyi birer oyuncu olduklarını söyleyebiliriz…Rol kesmek yolu ile kazanç ise sanat gerektirir!

Affetmek ise imandan ve inançtan gelir.

Evren, benim üst üste satılmama dair mesaj göndermişse de ben bu mesajı almamışım.

Bu mesajı almadığım halde satmamışım…!

Egom beni satılmamdan dolayı, satmaya ve bu ihanetin acısını, başkaları aracılığıyla ‘satarak’ rahatlayacak kıvama getirebilirdi.

Ben aynı suda defalarca yıkanmama rağmen ‘satıla satıla’ satılmışlık duygusunu hiç unutmadım.

Buna rağmen ben silmeyi tercih ettim. Yine de satmadım.

Tavsiye, nasihat ya da uyarmanın nafile olduğunu, yola gelmeyeni silmek, selamı sabahı kesip onu kendisi ile baş başa bırakmanın etkili olduğunu anlamam ise zaman aldı.

Sessiz sedasız kayboldum.

Kendime yapılanları affettim.

Aynı hatanın başkalarına da yapılması ihtimalinin ortadan kalkmadığını gördüm. Benim dışımda toplumun geneline dokunacak yanlışlara imkanlar dâhilinde, engel olma çabasını yaptığım iş vesilesi ile ifşa ederek tarihe not düştüm.

Ne kadarını anlatıp anlatamadığımı zaman gösterdi…!

Nitekim, yaptığı her türlü ihanet karşılığında, maddi edinimlerin ötesinde, insanoğlunun elde edebileceği ne var ki?

Aslına bakarsanız bu kentte büyük hayal kırıklığına uğradım.

Ben bu kentte muktedir olanın zulmüne alışmıştım.

Onlardan her şeyi beklemem normaldi.

Her şey derken, en nihayetinde sadece onlar için önemli olanı, benim içinde önemli saydıkları para dışında neyimi alabilirlerdi?

Ben bu devrin insanı olmadım. Olamadım değil olmadım. İnanç ve düşüncelerimi menfaat uğruna satmayan insanların muteber görülmediği bu zamanda her türlü maddi bedele razı oldum…
Ancak iş terbiyesi olan, iş insanı görünen, devlet memuru, turizmcisi, otelcisi ya da özel şirket yetkilisi en nihayetinde onun şunun en yakınıyım diye gezinen insanlardan da her kötülüğü beklemeye mecbur muyum?

Yani bu sıfatta görünen insanlar, vicdansız, imansız, namussuz, ahlaksız, terbiyesiz olmak zorundalar mı?

Asla değiller!

Gel gör ki, sahipsiz kalmış olmalarına rağmen, yine de sahiplerinin gölgesinde gurur, cesaret ve saygınlık içinde geziyor olmaları beni şaşırtmıyor değil.

Geçmişi satan, geleceği de satar!

YORUMLAR

  • 0 Yorum