Siyaset etiğini neden konuşmuyoruz?
Reklam
Reklam
Ayla ÇEKİÇ

Ayla ÇEKİÇ

  • Instagram

Siyaset etiğini neden konuşmuyoruz?

03 Haziran 2020 - 17:46

Siyaset kurumunun en az konuştuğu ancak, en çok konuşulup uyulması gereken temel ilkesi ‘siyasi etik kurallardır’
Ünlü filozof Max Weber, etiği şöyle tanımlar; “Bir insanın genel standartlar içinde ve yine bu standartların meydana getirdiği değerler bütünlüğüne bağlı ilkelerin oluşturduğu eylemler ve davranışlardır” der.
Bu tanımın siyasete uyarlanması ise temel ilkelerle bağlı olarak şöyle ortaya çıkar; ülke yönetimine talip olan ya da ülkeyi yöneten siyasal kurumların ‘hesap verebilirliği ve siyasetin nasıl finanse edildiği’ temel ilkesi, siyaset etiğinin kapsamındadır.
Ne yazık ki; ülkemizde siyasetin en çok katlettiği kurumların başında ‘siyaset etiği’ gelmektedir.
 Son günlerde en çok konuşulan konulardan birisi, geçmişte AK Partili ve Başbakanlık yapmış olan “Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi” ile yine geçmişte AK Partili ve ekonominin başında bulunmuş ve bugün ülkenin dış borç batağında kıvranmasının yolunu açmış olan “Ali Babacan ve kurduğu Deva Partisi’dir.”
Elbette herkes, içinde bulunduğu siyasi partiden ayrılabilir ve hatta yeni partiler de kurabilir.
Ancak ayrıldığı partideki sorumluluklarını, ülkenin bu hale gelmesindeki paylarını toplumun önünde ifade etmeden sanki mağdur edilmişler gibi siyasi parti kurmaları “siyaset etiğin” dışındadır.
Hatırlayalım; neydi siyaset etiğin ilkesi?
Hesap verebilirliliktir, siyasetlerinin finansmanlarının açıklanmasıdır.
Bu iki siyasetçi neyin hesabını verdiler?
(Sorumluluklarında olan o kadar çok olay var ki, yazmaya kalksam bu sayfalar yetmez)
AK Parti’nin ve kendi kurdukları partilerin siyasal finansmanlarının neyini açıkladılar?
Bu sorulara cevap verilmeden, bu iki siyasetçinin siyasi etiğe uygun davrandıklarını söyleyebilir misiniz?
AK Parti’de bulundukları dönemde, ellerindeki yetki ve güç ile ilerde oluşturacakları siyaseti finanse etmediklerini kim söyleyebilir?
 *****
Şimdi bu soruları bir yana bırakarak, birde bu iki partinin teşkilatlanmalarına bir bakalım.
Her ikisi de AK Parti’den “devşirdikleri” kadrolarla, teşkilatlarını kurmaya çalışıyorlar.
Uzunca yıllar AK Parti’den beslenen, bu partideki varlıklarıyla “varlıklarını” büyütenler, şimdi varlıklarını borçlu oldukları AK Parti’ye karşı nasıl samimi mücadele verecekler?
Dün, AK Parti’deyken aldıkları ihalelerle ve ballı işlerle sermayelerini büyütenler, şimdi Deva ya da Gelecek Partisi’nin teşkilatlarını oluştururlarsa, bu halka nasıl inandırıcı olacaklar?
Dönün Antalya’ya bir bakın…
Gelecek Partisi’nin il ve ilçe teşkilatlarında görev alanlar kimlerdir diye bir sorgulayın…
Deva Partisi’ne il başkanı ve il yönetiminde olmak isteyenler kimlerdir, geçmişte nerelerdeydiler?
AK Parti bahçesinde yemlenip, Deva ve Gelecek Partilerinin bahçelerine yumurtlamaları hangi siyasi etikle açıklanacaktır?
Bariz örneklerden biri; Deva partisi il teşkilatı için adı geçen Ahmet Ünlüoğlu...
Kepezspor vesilesi ile Ak parti  bahçesinde yemlenen Ünlüoğlu, Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’nün Kepezspor’dan  bizzat istifasını istemesi ile Ak Parti bahçesinde yemlenmesine son verilmiştir.
Deva Partisi’nin il teşkilatlanmasında, Ak Parti’den devşirme yapamadıkları da ortada.
Nitekim teşkilat yapılandırmasında vahim bir tablo sergiliyorlar.
Amiyane tabirle ifade etmek gerekirse  “Hakan Tütüncü’nün çöp dediğini, hap diye” kapmalarına bakılırsa sadece Kepezspor Başkanlığı yapmış, bu görevden bundan BİR (1) YIL önce istifası zorunlu bırakılmış ve bu nedenle Tütüncü’ye hınç duyması aşikar şahsiyete bel bağlamaları bunu açıkça gözler önüne seriyor.
Özetle Deva Partisi Antalya teşkilatlanmasında bir ışık görünmüyor diyebiliriz.
Bu iki partiye tavsiyem; gerçekten bu ülkenin AK Parti tasallutundan kurtarılmasını istiyorlarsa AK Parti’den devşirdikleriyle değil, yepyeni kirlenmemiş ve AK Parti’de kirli geçmişleri olmayan kadroları bulup onlarla teşkilatlanmalarıdır
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum