Reklam
Reklam
Ayla ÇEKİÇ

Ayla ÇEKİÇ

SUÇLU KİM?

23 Aralık 2019 - 10:40 - Güncelleme: 23 Aralık 2019 - 10:48

Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derlermiş… İhtiyacı karşılamak için istenen nitelikte bir şey bulunamadığında, mevcutlarla durumu idare etme çaresizliğini ifade etmek için ne güzel söylemiş atalarımız.
İşte günümüzdeki Antalyaspor tablosu tam da bu minvalde! Zira kulübün, gerek futbolcu, gerekse hoca açısından, klişeler ve basiretsizlikle varlık gösterdiği son 9 maç sürecinin, eskiye kıyasla beklentileri yeterince karşılayamadığı aşikâr.
Hal böyleyken, Antalyaspor yönetimi, hayli tatminsiz galibiyet hasreti içinde bekleyen futbolseverlere, desteğinize ihtiyaç var çağrısında bulundu.
Bu çağrıya belediye başkanları da destek oldu.
Pek çok başkan, boyunlarında Antalyaspor atkısı ile kişisel sosyal medya hesaplarından stada bekliyoruz çağrısı yaptılar.
Nitekim her daim takımını destekleyen taraftar, yine statta yerini alırken, başkanların o çok önemsedikleri sosyal medya hesaplarından yaptıkları çağrı karşılık bulmadı. Ne yazık ki taşıma su ile değirmen dönmüyor.
 “Ahh, nerede o eski zamanlar…” sözüyle özlemi çekilen, maç izlemek için stada gitmelerin, çoluk çocuk eşli her yer kırmızı –beyaz Antalyasporlu tek yürek olunduğu günlere dönme temennisi ile son yıllara bir bakalım…
İş dünyasındaki başarılı varlığını kulüp başkanlığına taşıma niyetindeki Ali Şafak ÖZTÜRK, ilk seferde olduğu gibi, ikinci kez oturduğu başkanlık koltuğun da, kulübü yine güvene dair bir formatla yönetiyor.
Güven, kişisel ilişkilerde iyidir.
Kişisel alanda güvenmek güzel olsa da, siyasette, ticarette ve özellikle futbolda denetim esastır.
İkinci kez başkanlığında, şüphe etmeyeceği, koşulsuz güven duyabileceği, Türkiye’nin önemli iş adamlarından, kamusal alanda denetimin şart olduğunu bilen babası Fikret Öztürk de vardı.
Yanında, Antalyaspor Dernek ve vakıf başkanlığı ile yer alan Fikret Öztürk’ün  olması avantajı ile profesyonel bir yönetimle, eskisinden daha başarılı bir Antalyaspor için tüm koşullar oluşmuştu.
Türel’e güvenerek onun Antalyaspor Başkanlığına davetine iki kere icabet eden Öztürk ailesi, Türel’in başkanlık koltuğunu kaybetmesi sayesinde, kentin yegane ortak markası Antalyaspor’un yegane hamisi konumuna geldiler.
Antalya’da yaşayan ve kazananların aidiyetsizlikleri iyiden iyiye ayyuka çıktı.
Türel gidince, siyasi baskı hissi de olmayınca, Antalyaspor’a dair maddi -manevi ilişiktekiler paçalarını sıyırıverdi.
Önce; bunun neden ve nasıl böyle olduğunu anlatayım.
2004 yılında Antalya çocuğu, Antalyaspor Başkanı  Menderes Türel, Ak Parti’nin  belediye başkanı adayı gösterildi.
Ve seçildi.
İşte ne oldu ise o tarihlerde oldu.
Yasa gereği artık belediye başkanları kulüp başkanı olamayacaktı.
Ankara’dan gönderilen bürokratlar, kenti yönetmeye başladı. Aslında tersi bir beklenti içindeydi toplum. Antalya çocuğu Türel, Recep Tayyip Erdoğan’ın gözde belediye başkanı haline dönüşse de, kentte yapılması gerekenlere dair doğru talepleri Ankara’ya bildirmedi.
İlk döneminde, sadece kent battı çıktılarla donandı.
Güneydoğu Anadolu’daki kentlere, 5 şerit yollar yapılırken, milyonlarca turist ağırlayan kentin Antalya-Alanya yada Antalya -Kemer yolu bile tamamlanamamıştı…O tarihlerde..! Türel kentte bazı ufak dokunuşlar yapabiliyordu.
Neydi bu işler, mesela Altın Portakal’ın düzenlenmesi, kent içi parke taşları döşeme ihaleleri; o sıralarda, sonrasında ihale uzmanlığı ile övünen Av.Caner Şahinkara yanında mıydı hatırlamıyorum...
Ancak yanında birkaç tane belediye işlerini bilen, Antalyalıların tanıdığı kişiler olduğunu biliyorum.
Bu kişiler ve meclis üyeleri sayesinde vatandaş sıkıntısını anlatabiliyordu.
Türel’in ilk döneminde en çok sahiplendikleri işlerin başında sevdası Antalyaspor vardı.
Nitekim iki yıl Antalyaspor başkanlığı, sonrası seçildiği Antalya Büyükşehir Belediye başkanlığı sürecinde, vekaleten imzasını bıraktığı Cihan Bulut’a, Antalyaspor Başkanlığını da emanet etmişti.
2005 /2008 arası Sedat Peker, 2008-2013 arası Hasan Akıncıoğlu, Türel’in Antalyaspor’u emanet ettiği diğer başkanlardır.
2009 sonrası başkanlığı kaybetmesine rağmen, Ak parti genel başkan yardımcısı olan Türel, Büyükşehir Yasası ile ilgilendiği dönemlerde, Hasan Akıncıoğlu 2013 yılında Antalyaspor’un ligde 7. olduğu bir yerde başkanlığı bırakma kararı almıştı.
O tarihte yapılan genel kurulda, CHP’li belediye başkanı Akaydın’ın ilgi alanında olmayan kulübe adaylardan Gültekin Gencer başkan seçilmişti.
2013-2016 tarihleri arasında Gencer başkanlığında ki Antalyaspor,  hareketli ve renkli bir dönem geçirdi.
Dünya yıldızı Eto’o sayesinde hiç olmadığı kadar ulusal basında haber oldu.
2014 yılında yeniden kentin Büyükşehir belediye başkanı olan Türel, sevdası Antalyaspor’un başkanlığını yıldızının barışmadığı  Gencer yapıyordu. İki yıl destek vermediği gibi,  sonrasında  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Fikret abi’ dediği, G-20 zirvesinde tüm liderleri ağırladığı Regnum Otel ve Opet’in sahibi Fikret Öztürk’ün oğlu Ali Şafak Öztürk’ü başkan olması için davette bulundu. 22 milyon dolar borçla teslim aldığı kulübü, 27 milyon dolar ve güçlü bir kadro ile bırakan Gencer sonrası Öztürk geldi.
2016-2109 arasında olanların detayına girmesemde, Türel ve Öztürk arasında yaşanan gerginlik nedeni ile Türel elini çekmediği Antalyaspor’a, Cihan Bulut’u 8 aylığına nöbetçi başkanlığa getirdiğini hatırlatmakta fayda var.
Nitekim 10 Ocak 2018’de Ali Şafak Öztürk’ün gittiği, Cihan Bulut’un başkan atamasının gerçekleştiği genel kurulda yaptığı konuşmasın da, bugünden sonra gecesini gündüzünü kulübe gelir için harcayacağına söz vermişti…
Ancak Türel, gerekli desteği veremediğinden, Bulut koltuğu yeniden Ali Şafak Öztürk’e bırakmak zorunda kalmıştı.
İnsanoğlunun yaşamla imtihanı bir garip… İkilemlerle dolu. Eleştirdiği şeyleri yapmak, kötülediklerinin yanında durmak, kara dediğini aklamak ve nice çelişkili tavır çoğu insanın doğasında var sanki.
Zira, kişisel reflekslerle siyasi refleksleri birbirine karıştıran Türel’in ikileminin odağında ki deneyimle gittiği başkanlıktan, İstemiyormuş gibi görünürken, aslında tüm olumsuzluklarına rağmen kabullenme şartlanması oluşmuş ve hem ağlarım hem giderim diyerek yeniden Antalyaspor başkanlığına gelmişti Ali Şafak Öztürk.
Türel’in kulüpteki temsilcisi Şefik Öz de, Cihan Bulut’la birlikte ayrılmıştı.
2016-2019 arası Öztürk’lü Antalyaspor yönetiminde, pek çok isim değişti.
Türel’in her zaman Antalyaspor’un sigortasıdır dediği dernekte;  Ziya Erbaş’ın ayrıldığı Antalyaspor dernek başkanı ve vakıf başkanı Fikret Öztürk oldu.
Yani Antalyaspor’un tüm organlarının başkanlığı, Öztürk ailesinin oldu.
Öztürk yönetiminde Türel’den kalan değişmeyen birkaç isim yerini korudu.Ali Şafak Öztürk’ün kişisel olarak en güvendiği isim; Akıncıoğlu başkanlığından hatırlayacağımız  Servet Çavuşoğlu ile beraber, Kulübün genel müdürü Süleyman Tekgül, Futbol Direktörü Sedat Karabük önemli kritik noktalarda görevlerine devam ediyorlar.
Ali Şafak Öztürk’e, Servet Çavuşoğlu’na duyduğu kişisel güvene dair söyleyeceğim bir söz yok!
Ancak güven duygusu ile kulübün yönetilemeyeceği gerçeğini bir an önce kavraması gerektiği düşüncesindeyim.
Zira; ilk seferinde Antalyaspor hususunda ehil olduğu Türel’e dair duyduğu güven sayesinde yüklü bir bedele kefil olmuştu.
Sultan Süleyman “Bir insana yetki vermek için, sakın önceki haline güvenmeyesin! Nice kimseler vardır ki eline fırsat geçmediği için zühd ve takva yolunda gözükür; fırsatı ele geçirdiğinde ise Nemrut ve Firavun kesilir” der.
Öztürk ailesi bunca yaşanan tecrübe sonrası hala bir takım kimselere güvenle değil, kontrol ve denetimle hareket etme bilincinde değiller.
Takımın şu andaki sportif performansı hatta başarısızlığının nedeni futbol konusunda her sorumluluğu ve sorunu Servet Çavuşoğlu kapasitesinde çözebileceklerini görmelerinin ve  güvenmelerinin, ağır bedeli sadece parasal olmaz …!!!
Bu takım kümeden düşecek olursa, bir daha çıkması çok güç olur.
Tarih, bu suçun oluşmasına neden olanları unutturmaz…

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Hakkı Yılmaz
    2 ay önce
    Yirmiikimilyon dolar borç üç yılda beş kat arttı sportif başarısızlığa birde mali tablo eklenince sonuç hüsran hoşgeldin ikinci Mersin vakası Ozturklerin Antalyaspor o nedenle onlar alışık tek fark burada kefaletleri var bankalara brakın düşsün bu takım o zaman biter belki borc kefaletten odeme zorunlulugu olunca....