YİNE DE ZEYTİN DALINI BIRAKMIYORUM…
Reklam
Reklam
Reklam
Ayla ÇEKİÇ

Ayla ÇEKİÇ

YİNE DE ZEYTİN DALINI BIRAKMIYORUM…

05 Temmuz 2019 - 09:52
Reklam

Yirminci ve yirmi birinci yüzyılda bilimdeki büyük gelişmelere, bilgi çağı denmesine rağmen ‘insan’ bilinmez ve muamma olmaya devam etmektedir.
İnsanların geçmişteki davranışlarını anlamak ve gelecek davranışlarını öngörmek, insanı tanımaktan geçer.
Kişilerin ve bazı toplulukların tepkileri öngörülenden farklı olabilir.
Sizin karşınızdakine dair öngörünüz ciddi farklılık arz ediyor ve sizi şaşırtmaya devam ediyorsa, bu sizin insan ve insan topluluklarını tanımaktan uzak olduğunuzu gösterir.
Aynı bir hastalığın tanısının doktor tarafından eksik tetkik ve yanlış teşhis ile tedavinin bir fayda sağlamıyor olması ve hastaya çare bulunamaması gibi…
Özel ve sosyal hayatımızda insanı yeterince tanımadan problemleri çözmek mümkün değildir. O yüzden insan ve toplumun problemlerini çözmek ve olaylara kalıcı çözüm, sulh ve huzur sağlamanın başlangıcı, insanın mahiyetini doğru anlamak olmalıdır.
Aksi halde öngörülen ve önerilen tüm çözümler ve yazılan reçeteler faydasız kalacak, hayal kırıklığı devam edecektir.
Alan F. Chalmers, ‘Bilim Dedikleri’ kitabında “Bilimsel malumat ispat edilmiş malumattır. Bilimsel teoriler deney ve gözlemlere dayanarak ve oturmuş metotlar uygulanarak elde edilmiştir. Bilim, beş duyumuzla hissedebileceğimiz verilere dayanır. Kişisel görüş ve tercihlerin, spekülatif hayallerin bilimde yeri yoktur. Bilim objektiftir. Bilimsel malumat güvenilir malumattır çünkü objektif olarak ispat edilmiştir.” demiştir.
Antalyaspor Kulübü Derneği yeni başkanı, başarılı iş insanı, fizik öğretmenliği yapmış  sayın Fikret Öztürk ile seçim sonrası tanıştığımda, kendisi ile ilgili ön görüm şöyleydi; her şeyden önce engin hayat tecrübesi olduğunu düşündüğüm, bilim öğretisi yapmış  ve ülkenin önemli şirketinin patronu olarak değerli zamanını Antalyaspor için harcamayı göze alan, büyük katma değer sağlayacağını düşündüğüm bir şahsiyet…
İlk kez karşılaştığım kendisi ve yönetimindeki seçtiği isimlerin bir arada olduğu görüşmede, kendisi ile sınırlı zaman diliminde elbette birbirimizi daha fazla tanıma imkanımız olmadı.
Ancak aynı gün Ali Şafak Öztürk’ün talebi doğrultusunda, ilk kez bir araya geldik ve  bir saate yakın bir sohbetimiz oldu.
Ali Şafak Öztürk ve çevresinin, benimle ilgili ön yargılı görüşleri dışında, doğrudan yaptığı sohbetten kendisinin neler düşündüğünü bilmiyorum.
Ancak ben, bizzat ona neler düşündüğümü izah ettim.
İyi eğitimli, düzgün yetiştirilmiş, genç, dinamik yapısı dışında keşfettiğim bir özelliğinin, sevdiklerine fazlası ile güven duyduğu hissiydi.
Dolayısı ile bunca zaman sonrası bir araya geldiğimiz Öztürk ailesinin, bana dair kulaktan dolma bilgiler yerine, doğrudan gözleme sahip olma imkanı doğdu.
Benim, insanlarla kurduğum iletişimde, diplomatik bir dil kullanmadığımı, söylemek istediklerimi doğrudan söylediğimi gözlemlemiş olmaları gerektiği kanaatindeyim.
Kaldı ki, kendileri ile ilgili herhangi bir iletişim beklentisinde olmamakla beraber, Antalyaspor için katkı koyan herkese duyacağım saygıyı, kendilerinin de fazlası ile hak ettiklerini düşünmekteyim.
Onlar benim için bugüne kadar tanımadan çevresindekilerin benimle ilgili fikirleri ile dolmuş dimağlarında bir aralama sağlanmamış olmalı ki, dün ailenin yakını aracılığı ile ilettikleri not yüzünden, bir kez daha sadece kendilerine yakın gördükleri insanları dinlediklerini gördüm.
Fikret Öztürk ve Ali Şafak Öztürk’ün sadece yakın çevresinde bulunan bazı insanları dinlemeyi tercih ettikleri için, benimle hala belli bir mesafede ihtiyatlı durmanın faydalı olacağı düşüncesinde olduklarını hissetmeme rağmen, cumartesi kurduğumuz ve onların deyimi ile uzatılan ‘zeytin dalını’ bırakmayacağım.
Çünkü ben, ısrarla ailenin tüm sesleri dinleyip, filtreledikten sonra kararları hayata geçirme olgunluğuna sahip olduğu kanaatindeyim.
Üretime dair her türlü fikir ve projeyi dinleyip, eleştirilere dikkate alacak, bilgi ve deneyime sahip oldukları iddiasındayım.
Sağlıkla Kalın…